karşılaştığımızproblemi çözmek için gerekli olan arka planı oluşturmaktadır. Yaygın kanaate göre, runik alfabenin diğer bazı alfabe ya da alfabelerin. üzerine şekillendiği kabul edilmektedir. Fakat neyin üzerine şekillendiğiyle ilgili. tartışmadan önce, neden, ne zaman ve kim tarafından icat edildiğini bulmaya. geçmiş Romalılar bunu geliştirerek LATİN ALFABESİNİ oluşturmuşlardır. NOT: Fenikeliler'in 22 harften oluşan yazıları, Yunanlılara, onlardan da Romalılara geçerek - Tarihte ilk defa Türk adıyla kurulan devlet, Göktürk Devleti'dir. 2)- Orhun Anıtlarını dikerek (II.Göktürk zamanında) Türk tarihi ve Türk Komis yon Latin alfabesindeki kimi harfleri çıkarıp Türkçenin ses uyumuna uygun olan yeni harfler ekleyerek 29 harften oluşan yeni alfabeyi kabul etmiştir. Atatürk, Latin kökenli yeni Türk alfabesini Türk halkına öğretebilmek için kendisinin de içinde bulunduğu büyük bir kampanya başlatmıştır. KöktürkçeDönemi'nin devamı gibidir. hh Orta-Asya Türk dünyası, XII. yüzyılda başlayan bazı kaynaş- hh Devletin dini Maniheizm olduğu için Uygurlar önceleri Mani ma, karışma ve ayrışmaların sonucu olarak yavaş yavaş Türk alfabesini, sonraları da Uygur alfabesini kullanmışlardır. dilinin genel yapısında birtakım GokturkYazisini Ogrenme Kilavuzu 1. Göktürk Yazısını Öğrenme Kılavuzu | Yavuz TANYERİ 2. Göktürk Yazısını Öğrenme Kılavuzu | Yavuz TANYERİ www.bilgicik.com Değerli Türkçe sevdalıları, Bu kılavuz, Türkçenin ilk yazılı belgelerinde kullanılan Orhun (Göktürk) yazısını, Türkiye TÜRKlerine basit düzeyde öğretebilmek amacıyla FvJZP. Cevap 32 harften oluşan ilk türk alfabesini oluşturan devletGöktürk Alfabesi Türklerin bilinen ilk alfabesi olan Göktürk Orhun alfabesi 38 harften oluşmaktadır. Bunlardan 4’ü ünlü, 31’i ünsüz ve 3’ü çift ünsüz sesler için kullanılır. Ünlüler için kullanılan harflerin her biri ikişer ünlüyü karşılamaktadır. Ünsüzler için kullanılan harflerden 20’si kalın ve ince sesler için ayrı ayrıdır. 7’si kalınlık-incelik bakımından nötr harflerdir. 4’ise çoğunlukla ünlü-ünsüz veya ünsüz-ünlü değerindedir. ık-kı, ok-ku gibi Göktürk alfabesindeki ünlülerin azlığı, ünsüzlerin çeşitliliğiyle telafi edilmiştir. Ünsüz harflerin kalın veya ince biçimlerine göre ünlü harflerin karşıladığı ses belirlenmiştir. Bu sayede kalın ve ince ünlüler birbirine karışmamaktadır. Ancak ünlü harflerin geniş ve dar karşılıkları karışmaktadır. “Kül Tigin” veya Köl Tigin” şeklinde okunmasının sebebi budur. Göktürk alfabesinin işaretlerinin çok olmasının sebebi, harflerinden çok heceleri karşıladığı içindir. Göktürk alfabesinin yazılışı ve okunuşu ise Latin alfabesinin aksine sağdan sola doğrudur. Göktürk harfleri çoğunlukla dikey ve çapraz çizgilerden oluşur. Kavisli çizgiler düz çizgilerden daha az kullanılmıştır. Yatay çizgi ise yok denecek kadar azdır. Harflerin bu karakterleri, sert cisimler üzerine kazıyarak yazma tekniğinin doğal bir sonucudur. 1- Göktürk Alfabesi Orhun Alfabesi 38 harften oluşan bu alfabe Kutluk devletinde kullanılmıştır. Günümüzde Moğolistan sınırları içerisinde bulunan Orhun’da bulunmuş olan Göktürk alfabesi, Türkler tarafından kullanılmış ve düzenlenmiştir. Bu alfabeyi Hunlar, Göktürkler ve Türk kavimler kullanmış ve geliştirmiştir. Bu 38 harften 4’ü sesli olup, 8 sesi karşılar, geri kalan harfler ise sessiz harf statüsündedir. İlginç olan ise; ok, ko, uk, ku, ük, kü, nç, nd, gibi heceler kendine has harflerle gösterilir. Sağdan sola doğru yazılır. Göktürk Alfabesi Orhun Yazıtları, Türk dili ve edebiyatı, Türk tarihi, Türk sanatı ve Türk töresi hakkında önemli bilgiler verir. Türk ve Türkçe adı, tarihte ilk kez Göktürkler dönemine ait bu yazıtlarda geçer. Türk dili, kültürü ve tarihinin en önemli anıtlarıdır. Yolluğ Tigin, Kül Tigin yazıtını 20 günde, Bilge Kağan ise yazıtını da 30 günde yazmış. 2- Uygur Alfabesi Göktürk devletinden sonra kurulan Uygurlar tarafından kullanılmıştır. Uygur Alfabesi, kökeni süryani alfabesine dayanan soğd alfabesi temel alınarak oluşturulmuş bir alfabedir. Eski Uygur alfabesinde harf sayısı 18’tir. Bu 18 harfin 3’ü ünlü, 15’i ünsüz harftir. Sağdan sola doğru yazılır. Z hariç tüm harfler bitiştirilir. Uygur yazısının katiplerine, bakşı, bakşıgeri veya serbahşı adı verilmektedir. Bugün kullanılan Uygurcada 8 adet ünlü harf a, e, é, i, o, u, ö, ü ve 24 adet ünsüz harf b, c, ç, d, f, g, ğ, h, j, k, l, m, n, ñ, p, q, r, s, ş, t, v, x, y, z olmak üzere toplam 32 harf bulunmaktadır. 3- Arap-İslam Alfabesi Türklerin İslamiyeti kabulünden sonra Arap alfabesi ön plana çıkmış ve yaygın olarak kullanılmaya başlanmıştır. Arap alfabesi 28 harftir ancak Türklerin kullandıkları 31 ile 36 harften meydana gelmektedir. Bu alfabeyi İslamiyet’e giriş sonrası Karahanlılar, Gazneliler, Tolunoğulları, İhşitler, Selçuklular ve Osmanlılar kullanmıştır. Bu alfabe ile Türk İslam tarihinde birçok eser verilmiştir. Sağdan sola yazılır. 4- Kiril Alfabesi Kiril alfabesinin ismi, Moravya’da Slav dili ve dini konular üzerine önemli çalışmalar yapan Kiril ve kardeşi Metodius’tan gelmektedir. 38 harftir. 11’i sesli, geri kalan harfler ise sessiz harftir. Soldan sağa doğru yazılır. Ruslar sınırları içinde bulunan Türklere bütünlüklerini bozmak amacıyla tek bir alfabe yasağı koyarak farklı semboller ve şekillerle dolu alfabeler koymuştur. Günümüzde bazı Orta Asya Türk Cumhuriyetleri tarafından kullanılmaktadır. 5- İbrani Alfabesi Hazar Türkleri tarafından kullanılmıştır. 6- Latin alfabesi 1925 yılında ilk olarak Azeri Türkleri tarafında kullanılmıştır. Türkiye Cumhuriyetinin kurulmasından sonra 1 Kasım 1928 tarihinden itibaren Türkiye Cumhuriyeti kullanmıştır. 29 harften oluşur. 8 sesli harf bulunur geri kalan harfler ise sessiz harftir. Türkiye ve Avrupa Türkleri tarafından kullanılan bu alfabe diğer kullanılan alfabelere öğrenilmesi daha kolaydır. OSMANLI KÜLTÜR VE MEDENİYETİMERKEZ TEŞKİLATIPADİŞAHA-PADİŞAHLARIN BAŞA GEÇMESİVERASET SİSTEMİOsmanlı Devletinde kimin padişah olacağı konusunda kesin bir kural yoktu. Osmanlı ailesinin bütünerkekleri taht üzerinde hak sahibi idiler. Onun için padişah ölünce oğullarının hangisinin tahtageçeceği konusunda devlet yönetimindeki etkili gruplarınümera,ulema vb. tercihleri önemli Türk Devlet geleneğinden kaynaklanan bu sistemKut anlayışıtaht kavgalarına Sistemindeki Değişmeler* Fatih Sultan Mehmet bu sakıncayı ortadan kaldırmak için tahta geçme yöntemini belirleyen birkanunname kanunla Fatih'in amacı1 -Taht kavgasına son vererek,ülkenin birlik ve bütünlüğünü sağlamak,2- En GÜÇLÜ olanın padişah olmasını sağlamaktı.* zamanında yapılan değişiklikle EN YAŞLI ve AKILLI olanın EKBER VE ERŞED padişah olmasıesası Ekberiyet sistemi Şehzadeler arasındaki rekabet duygusunu ortadan kaldırması bakımındanOLUMSUZ,taht kavgalarına son vermesi bakımından da OLUMLU sonuçlar YETİŞMESİ16. yüzyılın sonlarına kadar şehzadeler 14-15 yaşlarına gelince, Anadoludaki sancaklaraSANCAKBEYİ olarak gönderilirlerdi. Burada bir LALA'nın yanında devlet yönetiminde tecrübekazanmaları Lala'yı Büyük Selçuklular'daki ATABEYLERE Mehmet'ten sonra şehzadelerin SANCAĞA ÇIKMA usulü kaldırıldı. Şehzadeler sarayda KAFESHAYATI yaşadılar.C-PADİŞAHLARIN ÜNVANLARIOsmanlı Devletinin kuruluş yıllarında başta bulunan hükümdarlara BEY karşı savaştıklarından GAZİ de denilmiştir.ÖrneğinOsman bey,Osman Gâzi,OrhanBey,Orhan Gâzi gibi.. Hükümdarların aldığı diğer başlıca ünvanlar; Han, Hakan, Hünkâr, Sultan vegenellikle Padişah' Yavuz Sultan Selimin 1517 Mısır seferi sonucu HALİFELİK Osmanlı padişahlarına Osmanlı hükümdarları padişah olarak Devletin Başı, halife olarakta müslümanlarınbaşı olma özelliği hem özel hayatının geçtiği, hem de devletin yönetildiği yerdi. Saray ENDERUN ve BİRUNolmak üzere iki bölümden iki bölüm BAB'ÜS-SAADEOrta kapı denilen kapıyla ENDERUN Padişahın özel hayatının geçtiği sarayın iç bölümüdür. Burada padişahın hizmetinebakan güvenilir kimselerin bulunduğu hizmet ve eğitim odaları ve harem şunlardıra-HASODAPadişahın günlük himetine ODASIPadişahın özel hazinesine ODASIYemek ve sofra hizmetlerini ODASIBerber,terzi,müzisyen gibi görevliler usulüyle toplanan oğlanlar, Acemi oğlanlar ocağına götürülmeden önce, içlerindenseçilenler Topkapı sarayına alınarak, sıkı bir disiplin altında yetiştirilirlerdi. Bunlara dinibilgiler, Arapça, Farsça gibi dersler ve pratik el sanatları İÇOĞLANI saraya alınan bu içoğlanlarını gerçek bir dindar, devlet adamı, asker ve seçkin nitelikli birkişi olarak yetiştirmekti. Hasoda,kiler odası,hazine ya da seferli odalarında hem hizmet ederler,hemde eğitim ve öğretimlerini sürdürürlerdi. Daha sonra ÇIKMA denilen bir atama usulüyle Birun dagörevlendirilir,bu odaların başındaki ağalar da sancak beyliği gibi önemli görevlere Sarayda kadınların yaşadığı bölüme alınan kızlar tıpkı iç oğlanları gibi sıkıbir eğitim görürlerdi. Eğer padişah tarafından sarayda tutulmazlarsa Çıkma ile saray dışındagörevlendirilen Kapıkullarıyla BİRUN Sarayın dış bölümüne denirdi. Bîrûnda geniş bir yönetici kadro yer alırdı. Bîrûndakigörevliler ve teşkilatları şunlardıa-Yeniçerilerb-Altı Bölük halkı sipahiler,silahdar,sağ ve sol garipler,sağ ve sol ulûfeciler.c-Topçular ve Cebecilerd-Mehterlere-MüteferrikalarEnderundan çıkma içoğlanlar, beyzade çocukları,devlet ileri gelenlerininçocukları.Birunda başka görevlilerde vardı. BaşlıcalarıPadişah HocasıŞehzadelerin eğitimiyle meşgul da denilen ve ÇavuşbaşıHaberleşme ve elçilik görevini Müneccimbaşı,Mimarbaşı,seyisler,okçular, rikabdarlar, Darbhane emini vb...Üstün başarı gösterenler, saray dışındaki görevlere atanarak Osmanlılar'da ilk saray Bursa da yapılmıştı. Başkent Edirne olunca burada daha büyük bir sarayyapılmış,İstanbul'un fethiyle Fatih Beyazıt'taki mevcut sarayda oturmuş, buranın yeterligelmemesi üzerine aynı yerde başka bir saray yaptırılmıştı. Eski Saray denilen bu sarayın dayeterli olmaması üzerine Topkapı Sarayıyeni saray yapılmıştır. Padişahlar 19. yüzyılakadar burada oturmuşlar, 19. yüzyılda Dolmabahçe, Beylerbeyi, Çırağan ve Yıldız HÜMAYUNBugünkü Bakanlar Kurulu gibi çalışan Divan-ı Hümayun önceleri DİVANHANE'de toplanırken, Kanunizamanında yapılan KUBBEALTI denilen yerde toplanmaya teşkilatı ilk defa ORHAN BEY zamanında kurulmuştur. Fatih Sultan Mehmet padişahların divântoplantılarına katılma geleneğine son vererek,toplantıları kafesli bir pencerenin arkasından DİVANLARSefer DivânıVezir-i azam sefere çıkarken toplanan divanUlufe DivânıYeniçeri maaşları için toplanan divanGalebe DivânıYabancı elçilerin kabulü sırasındatoplanırAyak DivânıOlağanüstü durumlarda toplanan divânıSefer sırasında at üzerinde yapılan HÜMAYUN ÜYELERİPADİŞAHVEZİR-İ AZAMSADRAZAM1-Kubbealtı 2-Nişancı 3-Kazaskerler 4-DefterdarlarVezirleri Kalemiye İlmiye KalemiyeSeyfiye Rumeli Anadolu Rumeli AnadoluKazaskeri Kazaskeri Defterdarı DefterdarıbaşdefterdarNOT Bunlardan başka eğer vezir rütbesine sahiplerse YENİÇERİAĞASI ve KAPTAN-I DERYA da divanüyesi olur ve görüşmelere askeri,idari,adli,mali ve bürokrasinin en üst yetkilileriydi. Buradan da anlaşıldığı gibiDivan-ı Hümayûn devlet teşkilatının esasını oluşturan Seyfiye, İlmiye ve Kalemiye kollarının temsiledildiği bir YAPISIOsmanlılarda padişahın yetkilerini kullanmak yada emirlerini uygulamak için görevlendirilmiş üç temelsınıf bulunuyordu. Bu sınıfların en üst yetkilileri divânda temsil edilirdi. Bu sınıflar şunlardı1-Seyfiye Ehl-i Kılıç= Ehl-i Örf2-İlmiye Ehl-i Şer3-Kalemiye Ehl-i Kalem1- SEYFİYE Ehli ÖrfOsmanlı Devletinde yönetim ve askerlik görevini yerine getiren zümrelere denirdi. Ehli örf,ehliseyf ve ümera gibi isimler verilen bu sınıfın divan-ı hümayundaki temsilcileri vezir-i azam vevezirlerdi. Divan dışında beylerbeyleri, sancak beyleri,kapıkulu askerleri,tımarlı sipahiler bugrubun AZAMSadrazamBugünkü başbakan durumunda olan veziri azam, padişahın vekili olarak görevyapar ve onun altın mührünü taşırdı. Divana başkanlık eder, padişah sefere katılmıyorsa ordununbaşına geçer,bu görevi sırasında SERDARI EKREM sıfatıyla padişahın bütün yetkilerini ALTI VEZİRLERİ Bugünkü devlet bakanları durumunda olan kubbe altı vezirlerinin sayıları İLMİYE Ehli ŞerMedreselerde iyi eğitim görmüş, devletin adalet,eğitim ve yargı görevlerini üstlenen denilen bu grubun üç önemli görevi vardıa-Tedris GöreviEğitim-Öğretim görevi müderris,muâllim gibi kişiler GöreviYargı görevidir. Bu görev kadılar tarafından yürütülürdü. Kadılar İslam hukukunagöre davalara bakar ve karar Görevi Fetva şeriata uygun olup olmadığı konusunda fikir beyanetme verme yetkisine sahip olanlara MÜFTİ denilirdi. Müftilerin en üst rütbelisi Şeyhülislamve Divana katılan fakat oy kullanmayan şeyhüislamın protokoldeki sırası veziri ilmi kişiliği, hem de fetva verme yetkisi dolayısıyla şeyhülislama büyük saygıgösterilirdi. Bayramlaşma sırasında padişah sadece şeyhülislamın karşısında ayağa devlet işleri hatta padişahların görevden alınması için şeyhülislamın idam cezasına çarptırılamaz, tutuklanamaz ve hapsedilemezdi. 17. yüzyılakadar görevden alınması bile söz konusu değildi. Tanzimattan sonra şeyhülislamların yönetimdekiönemi azalmaya KADIASKERLER Divanı Humayun üyesi olan kadıaskerler şer'i hükümler veren en yüksekgörevlilerdi. Fatihten itibaren Anadolu ve Rumeli kadıaskerleri olmak üzere sayıları ikiyeçıkarıldı. Rumelideki kadılar Rumeli, Anadoludaki kadılar Anadolu kadıaskerine Başlıca görevleri şunlardıa-Merkezden gelen emirleri halka iletmek, halkın şikayetlerini merkeze türlü davayamiras,ticaret,ceza bakarak karar vermek.Yargıçlıkc-Nikah sözleşmesi, şirket kurulması, Vakıf kurulması gibi sözleşmeleri yapardı.Noterlikd-Avarız denilen olağanüstü durumlardaki vergileri toplar, merkeze HOCALARI Osmanlı şehzadelerine ulemadan bir kimse hoca olarak tayin edilirdi. Şehzadelerhükümdar olduklarında onları PADİŞAH HOCASI olarak tayin VE ŞERİFLER torunları soyundan gelenlere Şerif, Hz. Hüseyininsoyundan gelenlere ise Seyyid denirdi. Seyyid ve şerifler Osmanlı toplumunda büyük saygıgörürlerdi. Devlet de bunların işleriyle meşgul olmak için NAKİB'ÜL EŞRAFLIK denilen birkurum görevlilerden başka ilmiye zümresi içinde müderrisleri,müneccimleri,hekimleri, tarikatşeyhlerini, imam ve müezzinleri KALEMİYEEhli KalemGünümüzde bürokrasi diye adlandırılan bu sınıfın en üst rütbelileri NİŞANCI VE DEFTERDARLAR' Divandan çıkarılan belgelerin üstüne padişahın nişanolan TUĞRA 'yı çektiği için TUĞRACI'da denirdi. Nişancı kendisine bağlı REİSÜL KÜTTABbaşkanlığında çeşitli kalemler vasıtasıyla merkez bürokrasisinin her türlü işlemlerini bağlı kalemler şunlardıa-Beylikçi Kalemi b-Tahvil Kalemi c-Ruus Kalemi d-Amedi KalemiNişancının görevleri Nişancı tuğra çekmenin yanısıra yukarıdaki kalemler vasıtasıyla şugörevleri yapardıA- Divanda yapılan görüşmelerin kayıtlarını tutarak MÜHİMME DEFTERİNEDivan Defteri Ferman,berat gibi belgeleri Sadrazam ve padişah arasındaki ve dış ülkelerle olan yazışmaları Tapu Tahrir Defterlerini Devletinde bütün mali işlerden ve hazineden sorumlu en üst görevlilerdi. Osmanlılarda İçve Dış Hazine olmak üzere iki tür hazine vardı. İç hazinede padişahın özel serveti ve değerlieşyaları saklanırdı. Dış hazine ise devletin maliye teşkilatını oluştururdu. İlk dönemdedefterdar sayısı bir iken, sonraları mâli işlerin artmasından dolayı sayıları Rumeli defterdarı ve Anadolu Defterdarı idi. Rumeli DefterdarıBaşdefterdar bağlı kalemler şunlardıa-Ruznamçe kalemi b-Maliye emirleri kalemi c-Tarihçi kalemi d-Gelir ve gider kalemiDefterdara bağlı üst düzey görevliler şunlardıa-Başbakı kulu b-Veznedarbaşı c-Sergi nazırı d-Sergi halifesiMERKEZ TEŞKİLATINDA MEYDANA GELEN DEĞİŞMELER1- 18. yüzyılda değişmelera- Tahta Osmanlı ailesinin en yaşlı üyesinin geçmesi, zamanla devlet işlerinin sadrazamlarabırakılması sonucun doğurmuştur. Sadrazamların güçlenmesi ile Divan BAB-I ALİ'deSadrazamkapısı=Yüksek Kapıtoplanmaya başlamıştırb- 18. yüzyılda devletlerarası ilişkiler ön plana çıkınca diplomasi önem kazanmaya başlamış,böylece kalemiye sınıfının özellikle de REİSÜL KÜTTAB'ın etkinliğ artmıştır. Reisülküttab dışilişkileri düzenleyen bir nitelik Döneminde değişmelera- 1826'dan itibaren BAB-I ALİ sadrazamın özel ikametgahı olmaktan çıkmış, devletin hükümetbinası haline zamanında Divân Batı ülkelerinde olduğu gibi yeniden düzenlenmiştir. Divân-ıHümayûn yerine nezaretlerden nazırlıklar=bakanlıklar oluşan yeni bir hükümet modelioluşturulmuştur. Bu hükümet modeline Meclis-i Vükela, Heyeti Vükelabakanlar kurulu veyaMeclis-i Has denir. Böylelikle Sadrazamın yetkileri nazırlar arasında dağıtılmıştır. Bunazırlıklar şunlardırESKİ YENİDivan-ı Hümayun -> Heyeti Vükelabakanlar kuruluSadrazam -> BaşvekilBaşbakanSedaret Kethüdası -> Dahiliye NazırıİçişleriReisülküttab -> Hariciye NazırıDışişleriDefterdar -> Maliye NazırıKazasker -> Adalet Bakanlığı Nezareti Deavi=Davalar bakanlığıAyrıca Evkaf ve Ticaret Nazırlığı zamanında yeni meclis ve komisyonlar Şura-i AskeriAskeri işleri düzenlemek2-Dar-ı Şura-i Bab-ı Aliİdari ve bürokratik işler3-Meclis-i Vala-i Ahkam-ı AdliyeAdalet işleriBunların dışında zamanında şu ıslahatlar gerçekleştirildia-1826 da Yeniçeri ocağı kaldırıldı,Yerine Asakir-i Mansure-i Muhammediye adıyla yeni birordu ve zeamet kaldırıldı. Başta valiler olmak üzere devlet memurları maaşa usulü kaldırıldı.Görevden alınan yüksek dereceli memurun malına devletinelkoyma usulüd-İlköğretim mecburi resmi gazete TAKVİM-İ VEKAYİ defa nüfus sayımı değişikliği yapıldı.Memurlara fes,ceket,pantolon giyme zorunluluğuh- Harp okulu, Tıp okulu gibi okullar Mahalle ve köylere MUHTARLIK teşkilatı Döneminde Meydana Gelen Değişiklikler3 Kasım 1839 da ilan edilen Tanzimat fermanıyla devlet teşkilatında yeni düzenlemeleregidilmiştir. 1876'ya kadar süren dönemde yeni meclis ve komisyonlar a-Meclis-i Ali Tanzimat, b-Şura-i Devlet c-Divan-ı Ahkam-ı Adliye' Tanzimat Döneminin bir başka yeniliği de SERASKERLİK makamının kurulmasıydı. Karakuvvetleri komutanlığı olan bu makam, Sadrazam ve şeyhülislama eşit Döneminde Meydana Gelen Değişiklikler1876'da Kanuni Esasi'nin ilan edilmesiyle Meşrûtiyet dönemi başlamıştır. Yapılan seçimlerle ikimeclis oluşturulmuştura- Meclisi MebusanHırıstiyan,Yahudi ve müslüman halkın seçtiği milletvekillerinden Ayan Meclisi Padişah tarafından tayin edilen 26 kişiden TAŞRA TEŞKİLATITIMAR VE İLTİZAM SİSTEMİ Osmanlı Devletinde taşra teşkilatınınmerkez dışı temelini tımar dirliksistemi bazı bölgelerin vergi gelirlerini hizmet veya maaş karşılığı olarakaskerlere veya devlet görevlilerine ayırırdı. Bu gelir kaynağına DİRLİK denilirdi. Dirlikler 3' Tımar sistemine göre savaşta sivrilmiş,tımar beyi olma özelliği kazanmış sipahilereverilen 3-20 bin akçe yıllık vergi geliri olan Savaşta üstün yetenek göstermiş olan tımar sahipleri ile devlet merkezindeki divânçavuşlarına, müteferrika ve kâtipler ile eyalet ve sancaklardaki ileri gelen devletgörevlilerine verilen yıllık vergi geliri 20-100 bin akçe arsındaki Padişah ve ailesine, sadrazam, vezirler, beylerbeyi ve sancak beylerine verilen geliri 100bin akçeden fazla Tımar sahipleri ilk 3 bin, zeamet sahipleri ise ilk 20 bin akçesini kendi geçimleri içinayırırlardı. Buna KILIÇ HAKKI denirdi. Tımar sahipleri geri kalan gelirin her 3 bin akçesi,zeamet ve has sahipleri ise her 5 bin akçesi için tam teçhizatlı bir atlı asker yetiştirmekve gerektiğinde bunlarla birlikte savaşa katılmak zorundaydı. Bu askere CEBELÜ sahipleri kendisine verilen toprakları köylüye 50-150 dönümlük topraklar halinde hasat zamanında köylünün yetiştirdiği ürünün vergisiniöşür yada harac sisteminde toprağın;1-Mülkiyeti DEVLETE,2-Vergisi DİRLİK SAHİBİNE,3-Kullanım hakkı KÖYLÜYE SİPAHİ HANGİ DURUMLARDA TOPRAĞI KÖYLÜDEN GERİ ALABİLİRDİ ?1-Toprağı sebepsiz yere terk edenlerden,2-Sebepsiz yere 3 yıl üst üste ekmeyenlerden,3-Sebepsiz yere vergisini SİPAHİNİN KÖYLÜYE KARŞI GÖREVLERİ NELERDİR ?1-Köylünün güvenliğini sağlamak,2-Köylünün tohum,gübre vb. ihtiyaçlarını temin etmek,3-Köylünün vergisini en kolay şekilde ödemesini sağlamakDİRLİK TIMAR SİSTEMİNİN YARARLARI NELERDİR ?1- Devlet Merkezden toplanması son derece zor vergiler böylece toplamış oluyor,2- Devlet bazı görevlilerine maaş vermekten kurtuluyor3- Devlet asker yetiştirmekten kurtuluyor4- Devlet toprakları boş kalmadığından üretim Tımarlı sipahiler bulundukları yerlerde güvenliği Tımar ve zeamet sistemi zamanında kaldırılarak başta valiler olmak üzere devletmemurları maaşa SİSTEMİ İltizâm devlete ait bir gelirin ihale yoluyla şahıslara verilmesidir. 16. yüzyıldansonra uygulamaya konulan bu sistemde devlete ait bir gelir genellikle 3 yıllık bir süre için açıkartırmaya çıkarılır,en yüksek bedeli verene devredilirdi. Bu ihaleyi kazanan kişiye dirlik sahiplerine verilen haklar Bu sistemin en önemli yararı devletin acil para ihtiyacını Zaman içinde tımar toprakların MUKATAA haline getirilip mültezime verilmesi MUKATAA HALİNE GETİRİLİP MÜLTEZİME VERİLMESİNE GİBİ OLUMSUZ SONUÇLAR DOGURMUŞTUR ?1-Mültezîm baskısı altında kalan halkın vergisini ödeyememesine ve toprağını terk etmesine2-İltizamların genellikle o bölgedeki zengin ve güçlü kişilere AYAN verilmesiyle, taşradakiayanlar güç kazanmaya başlamışlar ve devlete baş kaldırmışlardır3-Tımar toprakların iltizama verilmesiyle, valiler eskiden tımarlı sipahiye yaptırdıklarıgüvenlik ve askerlik hizmetini, SARICA SEKBAN denilen kapılarında besledikleri askerlereyaptırmaya başladılar. Barış döneminde veya beylerinin tayini çıktığında işşiz kalan ve LEVENTadını alan bu insanlar eşkiyâlık yaparak karınlarını doyurmaya İltizâm yöntemi Tanzimata1839 kadar yürürlükte kalmış,bu tarihte kaldırılmıştır. Ancak1855'ten itibaren iltizâma yeniden TEŞKİLATIOsmanlı ülkesi idari bakımdan EYALETLERE, eyaletler SANCAKLARA, Sancaklar KAZALARA, kazalar daTIMARLI NAHİYELERİNE EYALETLER BEYLERBEYİLİKEyaletlerin başında BEYLERBEYİ bulunuyordu. Eyalet içinde beylerbeyinin bulunduğu sancak PAŞASANCAĞI adıyla anılırdı. Beylerbeyi Divan-ı Hümayûnun küçük bir kopyesi olan "Eyalet divanı" Divanının üyeleri şunlardır1-Beylerbeyi Eyaletin ve eyalet divanının başıydı. Hizmetinde KAPU HALKI denilen çok sayıdagörevli ve asker bulunurdu. Beylerbeyi tayini çıktığında kapuhalkını da Kethüdası Beylerbeyinin Defterdarı Eyaletin mâli işlerinden Kadısı Eyaletin yargı, belediye, noterlik vb. işlerinden subaşısı Bugünkü emniyet müdürü gibidir. Suçluların takibi ve yakalanmasında,kadı tarafından verilen hükümlerin uygulanmasından ve merkezden gelen emirlerinuygulanmasından Devletinde eyaletler SALYANELİ ve SALYANESİZ olmak üzere ikiye Yıllıklı Eyaletler Bu eyaletlerde tımar sistemi uygulanma, vergiler yıllık olaraktoplanırdı. Mısır, Habeş, Bağdat, Basra, Yemen, Tunus, Cezayir, Trablus Yıllıksız Eyaletler Tımardirlik sisteminin uygulandığı eyaletlerdir. Bueyaletlerdeki topraklar has,zeamet ve tımar olarak yakın Budin, Anadolu, Karaman, Dulkadir, Sivas, Erzurum, Diyarbakır, Halep, Şam, Trablusşamsalyanesiz Kazaların birleşmesiyle meydana gelmişti. En üst dereceli yöneticisi SANCAKBEYİ' asayiş sûbaşı ve Yasakçılarasesler, kalenin korunması da kaledizdarları tarafından Hem adlî hem de idarî birimdir. Kazaların başında yönetici olarak kadı HÜKÜMETLER Osmanlı devletinin hakimiyetini tanıyan Kırım Hanlığı, Mekke Emirliği,Eflak, Boğdan ve Erdel Beylikleri,Sakız Cumhuriyeti imtiyazlı yönetimlerdi. Bunlar iç işlerindeserbest olup, yöneticileri Osmanlı tarafından kendi soyluları arasından atanırdı. Buhükümetlerden Kırım Hanlığı ve Mekke Emirliği dışındakilerden yıllık belli bir vergi TEŞKİLATINDAKİ DİĞER GÖREVLİLERMuhtesib Çarşı ve pazar denetlemesi mal ve fiatları kontrol ederlerdi.zabıtaKapan Emirleri Şehirlere gelen sebze-meyvenin toplandığı yerlere "kapan" denirdi. Kapan emiriburaya gelen malın vergilendirilmesini sağlardı.Hal müdürüBeytülmal EminiHerhangi bir yerleşim yerinde kamuya ait çıkarları korumakla ve Bac Eminleri Kasaba veşehirlerde sanat ve ticaretle ilgili vergileri TEŞKİLATINDA MEYDANA GELEN DEĞİŞMELER1864'te yayınlanan "vilayet nizamnamesi" ile ülke idarî bakımdan yeniden taşra yönetimi vilayet, livasancak, kaza ve köy birimlerine ayrıldı. Livaların yönetimiMUTASARRIF'lara kaza ve köy arasına NAHİYELER eklendi, bunların başına nahiye müdürleri TEŞKİLATMahalle veya köy cemaatinin önde gelen kişisi İMAM'dır. İmam cemaatin isteğiyle belirlenir vekadı'nın onayıyla göreve ve köy halkının ortaklaşa karşıladığı giderler şunlardır1- Cami,okul,çeşme gibi yapıların onarımı ve ihtiyaçlarının karşılanması,2- İmam, müezzin, muallim gibi görevlilerin ücretlerinin ödenmesi,3- Divan-ı Hümayûn tarafından olağanüstü durumlarda konulan AVARIZ adı verilen vergilerinortaklaşa HUKUKOsmanlı Devletinde hukuk iki temele dayanıyordu1- Şer'î Hukuk, 2- Örfî Hukuk1-ŞER'İ HUKUKİslam Hukuku=Fıkıh Şer'i hukukun kaynaklarını Kur'an, Hadis, İcmâ ve Kıyasoluşturuyordu. Şer'i hukuk sadece müslümanlara uygulanırdı. Kamu hukuku dışında kalan davalardamüslüman olmayanlar, kendi dinî kurumlarında HUKUK Türk gelenek ve göreneklerine göre düzenlenmiş kuurallarla, şer'i hukukun esaslarınaaykırı olmamak kaydıyla padişahların buyruklarından oluşurdu. Örfi hukukun esasları KANUNNAMEadıyla bir araya Bilinen ilk Osmanlı Kanunnamesi Fatih Sultan Mehmet'in kanunnâmesidir.KANUNNAME-İ ALİ OSMANOsmanlı Devletinde Hukukun uygulanışı nasıldı?Osmanlı Devletinde şer'i ve örfî bütün meseleler şer'î mahkemelerde çözümlenirdi. Eyalet, sancak vekazalardaki mahkemelerde "hakim" olarak KADI verdiği karardan şüphe duyanlar üstmahkeme olarak Divan-ı Hümayûna küçük yönetim birimlerinde nahiyelerde kadıadına hüküm verenlere NAİB denirdi. Mahkemelerde görülen davalar ŞERİYYE SİCİLLERİ denilen Hukuk Düzeninde Meydana Gelen Değişmelera-II. Mahmut Döneminde değişmeler1-Görevden alınan memurların mallarına el koyma usulüne müsadere son yargılanması, hükümet ile halk arasındaki davaların görüşülmesi için Meclis-iVala-i Ahkam-ı Adliye İlk olarak Adalet BakanlığıNezareti Deavi döneminde 1839-1876değişmelerHatırlanacağı gibi Tanzimat Fermanında 3kasım 1839 Herkes kanun önünde eşit olacak, bütünherkesin can, mal ve namusları güven altında olduğu belirtilmişti. Yine Islahat fermanı1856azınlıklara yeni haklar dönemde hukuk alanında önemli gelişmeler yaşandı1- 1840'da Ceza Kanunukısmen Fransızcadan tercüme 1850'de Ticaret Kanunu, 1863'de de Denizve ticaret kanunu çıkarıldı. 1868'de Şurayı DevletDANIŞTAY Bu kanunların yanısıra Tanzimatla birlikte KARMA mahkemeler kuruldu. Karma mahkemelerdekihakimlerin yarısı yabancı yarısı Osmanlı Yabancıların Türk mahkemelerinde yargıç olarak yer alması devletin egemenlik Tanzimat döneminde "İnsan hakları ve vicdan hürriyeti" bakımından önemli gelişmeler esirliği yasaklandı ve mezhep değiştirmeyi yasaklayan kanun 1870'de AHMET CEVDET PAŞA başkanlığında bir kurul on yıl kadar çalışarak MECELLE'yihazırladı. Mecelle medeni kanun Döneminde Meydana gelen değişmeler1876'da ilan edilen Kanuni Esasi Osmanlı Devletin'de anayasa hukukunun ORDUSUOSMANLI KARA ORDUSU DENİZ ORDUSUDONANMAA-KAPIKULU OCAKLARI B-EYALET ASKERLERİ C-YARDIMCI Sipahiler Bağlı Devlet ve Beyliklerin askerleri YAYALARI KAPIKULU ATLILARI Oğlanlar Altı Bölük Halkı ulufeciler Arabacıları ulufeciler garipler OSMANLI ASKERİ TEŞKİLATIKuruluş Döneminde Askeri TeşkilatOrhan Bey zamanında YAYA ve MÜSELLEMLER adlarıyla ilk düzenli birlikler oluşturuldu. ise Kapıkulu ocakları kuruldu.1362A-KAPIKULU OCAKLARIPadişah zamanında oluşturuldu. O zaman İslam hukukuna göre savaş esirlerinin beşte birihükümdara ayrılırdı. Padişah da bunları özel hizmetlerinde kullanırdı. Bir bölümü de sarayhizmetlileri arasına alınırdı. I. Murad zamanında PENÇİK OĞLANI denilen bu savaş esirlerinin üzerine bu esirlerden düzenli bir ordu kurularak yararlanılmak sisteme "PencikUsulü" Kapıkulu ocakları UsulüKapıkulu ocakları kurulduktan sonra bu ocaklara sürekli bir kaynak bulmak amacıylaDEVŞİRME USULÜ oluşturuldu. Buna göre özellikle Balkanlar'da yaşayan hırıstiyanailelerin çocukları ailelerinden alınarak İslam dinini,Türkçeyi ve Türk gelenek vegöreneklerini öğrenmek üzere Türk ailelerinin yanına gönderilirdi. Tek çocukluailelerin çocukları sonra bu çocuklar Acemi Oğlanlar YAYALARIPİYADELERİ1- ACEMİ OĞLANLAR OCAĞI Yeniçeri ve diğer Kapıkulu ocaklarına asker yetiştirmek için ailelerinin yanından gelen devşirme çocukları burada yapılan askeri eğitimden sonrasınavdan geçirilir, başarılı olanlar Enderûn'a alınırdı. Diğerleri Kapıkulu YENİÇERİ OCAĞI Kapıkulu ocaklarının en önemlisidir. Savaş zamanında merkezde bulunur vepadişahı korurlardı. Barışta ise Divân muhafızlığı yapmak, İstanbul'un güvenliğini sağlamak,sınırlardaki kalelerde muhafızlık yapmak gibi görevleri üç ayda bir "ULUFE" denilen maaş, padişah tahta çıktığında "CULÜS BAHŞİŞİ", ilksefere çıktığında da "SEFER BAHŞİŞİ" verilirdi. Yeniçerilerin komutanına "YENİÇERİ AĞASI" CEBECİLER Komutanlarına "CEBECİBAŞI" denilirdi. Yeniçerilerin silahlarını ve zırhlarını yapar,onarır ve silah anbarlarında muhafaza TOPÇU OCAĞI Bu ocağın görevi top dökmek, ve topları kullanmaktı. Osmanlılar topu ilk Savaşında TOP ARABACILARI OCAĞI Top arabalarını yapan ve topları taşıyan ocaktı. Komuutanlarına"ARABACIBAŞI" HUMBARACILAR OCAĞI Havan denilen toplarla, humbara denilen gülleleri hazırlayan ve "HUMBARACIBAŞI" LAĞIMCILAR OCAĞI Kale kuşatmalarında,hendek kazarak veya fitil döşeyerek surları yıkan teknikbir sınıftı. Komutanına "LAĞIMCIBAŞI" SAKALAR Kapıkulu askerlerinin sularını "SAKABAŞI" SÜVARİLERİATLILARIAltı Bölük halkı da ve maaş yönünden yeniçerilerden ve silahtar; savaş sırasında padişah çadırını,Sağ ve Sol ulufeciler; Saltanat sancaklarınıSağ ve sol garipler; ordunun ağırlıklarını ve hazineyi adı Mevcudu Günlük Ulûfesi Acemiler 1-2,5 akçe Yeniçeriler 2-5 akçe Cebeciler 500-800 8 akçe Topçular 1000-1200 6-8 akçe Top Arabacıları 400 4-6 akçe Kapıkulu Süvarileri 8000 14-90 akçe B- EYALET ASKERLERİ1- TIMARLI SİPAHİLER Tımar sistemi daha önceki Müslüman Türk devletlerinde gördüğümüz IKTAsisteminin Osmanlılar tarafından geliştirilmiş şekliydi. Tımarlı Sipahiler kendilerine DİRLİKverilen kişilerin beslemek zorunda oldukları tamamı Türklerden meydana gelen sırasında ordunun sağ ve sol kanatlarında durarak,ordu merkezini yanlardangelecek saldırılara karşı Sultan Süleyman'ın son zamanlarına kadar devletin enönemli ve en büyük askeri AKINCILAR Sınır boylarında oturan Türklerden meydana gelen hafif süvari kuvvetleriydi. Başlıcagörevleri; ordunun keşif hizmetlerini görmek, kaçan düşmanı kovalamak, düşmanı AZAPLAR Kelime anlamı bekâr demektir. Masrafları kendi şehir ve kasaba halkı tarafındankarşılanan gönüllü DELİLER Düşmana korkusuzca saldırmaları nedeniyle "deli" olarak GÖNÜLLÜLER Sınırdaki kasaba ve şehirleri korumakla BEŞLİLER Her beş haneden bir kişi alınarak oluşturulan bu birlikler sınırdaki kalelerinkorunmasında YAYA VE MÜSELLEMLER Ordunun önünde giderek yolları ve köprüleri YARDIMCI KUVVETLERBir savaş zamanında bağlı hükümetlerinKırım,Eflak-Boğdan askerleri de Osmanlı ordusuna yardımederlerdi. Bunlar içinde en önemlisi Kırım ORDUSUDONANMAOsmanlılar Orhan Bey zamanında Karesi Beyliğini ele geçirince bu beyliğin donanmasına dasahipolmuşlardır. Yıldırım Bayezıt tarafından Gelibolu'da bir tersane yapılmıştır. Fatih zamanındagelişmeye başlayan donanma, zamanında Kemal Reis'in, Kanunî zamanında da BarbarosHayrettin Paşa'nın Osmanlı hizmetine girmesiyle Akdeniz'de en üstün güç haline komutanına Kaptan-ı Derya veya Kaptan Paşa, deniz askerlerine ise LEVENT Hayrettin Paşa, Turgut Reis, Salih Reis, Pirî Reis, Murat Reis, Seydi Ali Reis, Kılıç AliReis meşhur Türk ORDUSUNDA YAPILAN DEĞİŞİKLİKLER VE SEBEPLERİOsmanlı ordusunda meydana gelen bozulmaların temelde iki nedeni vardı;1-Avrupadaki gelişmeler, 2-Tımar sistemindeki bozulmalar1- Avrupa'da merkezi krallıkların güçlenmesiyle daimi nitelikte ve yeni silahlar kullanan Batıordularına karşı, çoğunluğu tımarlı sipahilerden oluşan Osmanlı ordusunun eskisi kadar başarılıolamayışıydı. Çünkü Avruupa orduları daimi olduklarından onlar için "savaş zamanı" diye bir şeysöz konusu değildi. Oysa tımarlı sipahi hasat zamanı köyünde bulunmak, öşrünü yeni savaşteknikleri ve silah kullanımı ancak kışlada özel eğitimleverilebileceğinden tımarlı sipahinin savaşlarda etkiside nedenle tımarlılar sonra sadece yol ve istihkam işlerine bakan askerler haline Tımar sisteminin bozulmasına bağlı olarak kapıkulu ocaklarının da SİSTEMİNİN BOZULMASININ MEYDANA GETİRDİĞİ SONUÇLAR1- Devlet ulûfeli tüfekli kapıkulu askerinin sayısını artırmak zorunda Sayıları çoğalan kapıkullarına ulûfe yetiştirmek yükü Eyaletlerdeki tımarlı sipahiler ile kapıkulu birbirine karşı denge unsuru idiler. Tımarlısipahiler kalkınca, kapıkulları devlete hükmeder hale Kapıkulu askeri ihtiyacı artınca "devşirme sistemi" de bozuldu. Devşirme olmayan kişiler dekapıkulu askeri Köylü kapıkulu askeri olmak isteyince toprağını yüzden üretimde OCAKLARINDAKİ BOZULMALARAskerî alandaki başarısızlıkları önlemek için 17. yüzyıldan itibaren askeri teşkilatta yenidüzenlemelere ihtiyaç duyuldu. Ancak bu düzenlemelere Yeniçeri ocakları karşı koydular. Yeniçerilerinbaşlıca ayaklanmaları şunlardır1- Yeniçeriler 17. yüzyılın başında sadrazamın görevden alınması için padişah III. Mehmet'i ayakdivanına çağırmışlar, padişah istekleri kabul etmek zorunda Padişah Lehistan seferi sırasında yeniçerilerin isteksiz davranışını görünce, seferdönüşü Anadolu,Mısır ve Suriyeden toplayacağı askerle yeniçerileri kaldırmayı düşünmüş, ancakbunu öğrenen yeniçeriler ayaklanarak şehit saltanatının ilk yıllarında yeniçerilerin isteklerini kabul etmek zorunda kalmış,fakatsonra sert tedbirlerle onları zamanında zorbalıkları devam eden yeniçeriler 1656'da devlet adamlarını öldürdüler.Vakayı Vakvakiye=Çınar vakası5- 1687'de tahttan indirerek yerine Nizam-ı Cediti kuran III. Selim'i tahttan indirdiler. Kabakçı Mustafa AyaklanmasıYENİÇERİLERİN AYAKLANMALARININ BAŞLICA SEBEPLERİ1-Padişah ve diğer devlet adamlarının yeniçeri ocaklarında düzenlemeler yapmak istemeleri,2-Saray entrikaları sonucu vezir veya diğer devlet adamlarının yeniçerileri kışkırtmaları3-Padişah değişikliğinde cülus bahşişi aldıklarından padişahları tahttan indirerek yerine yenisinigeçirmenin işlerine gelmesi4-Pekçoğunun İstanbul'da esnaflık gibi işlerle uğraşmalarından sefere gitmek istememeleri5-Maaşlarının düşük ayarlı para ile ödenmesi6-Denge unsuru olan tımarlı sipahilerin ortadan kalkmasıyla devlet içinde en etkili güç halinegelmeleri,7-Tımar sisteminin çökmesiyle sayılarının ve güçlerinin artmasıKAPIKULU OCAKLARINDA YAPILAN ISLAHATLAR1- 1730-1754 zamanında Fransız asıllı olan Humbaracı Ahmet Paşa ordunun topçu vehumbaracı ocaklarını Avrupa yöntemlerine göre ıslah etti. Ayrıca bu dönemde Hendeshane zamanında topçu ocağı Baron dö Tot tarafından yeniden ıslah edildi. "Sürattopçuları" adıyla yeni bir askeri birlik 1789-1807 Nizam-ı Cedit adıyla yeni bir ordu kurdu1793.4- a döneminde1808-1839 sadrazam Alemdar Mustafa Paşa SEKBAN-I CEDİT ocağını Mustafa Paşanın öldürülmesi üzerine Sekban-ı Cedit EŞKİNCİ adıylayeni bir ocak 1826'da yeniçerileri ortadan kaldırdı. Bu olaya Osmanlı tarihinde "Vakayı Hayriye"denir. Yeniçeri ocağının yerine ASAKİR-İ MANSURE-İ MUHAMMEDİYE adında yeni bir daha sonra NİZAMİYE adı verildi. Komutanına da SERASKERKara kuvvetleri komutanı Tanzimat Devrinde askerlik "vatan görevi" olarak kabul edildi1843.Temel askerlik süresi 5 yılolarak 1870'de "askeri zaptiye" teşkilatı jandarma Yukarıda dönemler içinde bir çok askeri okul ve kurum açılmıştır. Bu okul ve kurumlar "EğitimÖğretim" ünitesi içinde ayrıca belirtileceğinden burada VAKIF TEŞKİLATIVakıf Bir müslümanın malının bir bölümünü veya tamamını hayır amacıyla bağışlamasına Vakfeden kişiye Vakfedilen mala Vakıf yöneticisine Kadı huzurunda düzenlenen, vakıf şartlarını belirten sözleşmeye ÖNEMİ Vakıflar yoluyla şehir, kasaba, köy gibi yerleşim merkezlerinde cami, medrese, yol,çeşme vb. bir çok yapı vakıflar yoluyla yapılmış, böylelikle devlete imar konusunda yapılacak fazlabir şey TOPLUMUOSMANLI TOPLUMUNUN ETNİK YAPISIOsmanlı Devleti kurulduğunda halkının tamamı Türktü. Sonraki dönemde toprak genişlemesi sonucu birçok ulus Yunan,Bulgar,Sırp,Arnavut,Macar,Hırvat,Sloven,Romen,Arap Macar... Osmanlı yönetiminegirdi. Osmanlı Devleti çok uluslu bir imparatorluğa Bu çok uluslu yapının çatırdayarak, Osmanlı Devletinin parçalanmasına neden olan en önemli dışgelişme FRANSIZ İHTİLALİ' TOPLUMUNDA SOSYAL HAREKETLİLİKA-YATAY HAREKETLİLİK Bir toplumun ülke coğrafyası üzerinde çeşitli sebeplerle yer değiştirmesigöçolayına yatay hareketlilik ve yükselme dönemlerinde yatay hareketlilikBu dönemlerde yatay hareketlilik FETHEDİLEN yerlere doğru yerleşme şeklinde görülür. OsmanlıDevleti bu dönemde Balkanlar'daki Türk nüfusunu artırmak için yatay hareketliliği teşvik ediciuygulamalar TEŞVİK UYGULAMALARI şunlardır1- Bataklık yada ıssız yerlere vakıflar kurmak yoluyla buraların ekonomik hayatınıcanlandırmış, insanların buraya yerleşmesini Fethedilen yerlere yerleşeceklere bir takım vergi kolaylıkları Devletinde Duraklama Devri sonrası Yatay Hareketlilik1- Bu dönemlerde kaybedilen yerlerdeki Türk ve müslüman halk içkesimlere göç etmek Nüfus artışı, ekonomik güçlükler ve eşkiyalık hareketleri gibi nedenlerle kırsal kesimdekihalk büyük kentlere göç HAREKETLİLİKBir sınıftan başka bir sınıfa geçmek veya bulunduğu sınıf içinde daha yüksek mevkilere gelmeye"Dikey hareketlilik" denir. Ortaçağ Avrupa'sının sınıflı toplumlarında ve Hindistan'daki "Kast"teşkilatının katı sınıfsal yapısında dikey hareketlilik yoktur. Çünkü buralardaki sınıflar kanbağına dayanmaktadır. Örneğin; baron, dük, kont, Lord olabilmenin şartı bu kimselerin Devletinde "kan bağına" dayanan sınıfsal bir yapı olmadığından dikey hareketlilik yoğun birşekilde görülür. REAYA dediğimiz yönetilenlerden bir kişinin, yönetenlerden saydığımızseyfiye,ilmiye yada kalemiyeye geçmesi mümkündür.padişah olmak hariç Bunun için başlıca iki şartvardı 1- Müslüman olmak, 2- Eğitim öğretim içindeki müslüman olmayanların DEVŞİRME yoluyla müslümanlaştığını ve kapıkulu sistemi içindeeğitimlerini tamamlayarak devletin önemli kadrolarında görev aldıklarını görüyoruz. Mesela 1453-1566yılları arasında görev yapan 24 veziri azamın 20'si TOPLUMUNUN DİNİ YAPISIOsmanlı Devletinde yönetime katılmayan, geçimini tarım ve sanayi alanında üretim yapmak veticaretle uğraşmak yoluyla sağlayan ve devlete vergi veren halka REAYA deniliyordu. Reaya çeşitlidin,dil ve ırklara mensup topluluklardan Devletinde Millet kavramı günümüzdeki anlamından farklıydı. Aynı din ve mezhepten gelentopluluklar bir "millet" sayılıyordu. Buna göre Müslümanlardan başka 3 temel millet daha vardıOrtodokslar, Ermeniler ve Yahudiler1- Müslümanlar Türkler, Araplar, Acemler, Boşnaklar ve Arnavutlar müslüman Ortodokslar Ortodoksların devletle ilişkileri FENER PATRİKHANESİ ve PATRİK tarafındanyürütülüyordu. Patrik "vezir" seviyesindeydi. Seçimle ve padişahın onayı ile başa Ermeniler "Monofizm" denilen bir öğretiyi benimsemişlerdi. Ortodoks kilisesi tarafındandinsizlikle suçlanıyorlardı. Ayrı bir patrikliği Yahudiler Osmanlı nüfusu içinde sayıları pek fazla olmayan Musevilere % 1 bir millet olarakörgütlenme imkanı tanınmıştı. Bunlar ticaret, bankacılık gibi işlerle uğraştıkları için kısazamanda zenginleştiler. Musevilerin devletle ilgili işlerinden İstanbul'daki"hahambaşı" MİLLET SİSTEMİNİN DEĞİŞMESİNE ETKİ EDEN FAKTÖRLER1- Rusya'nın 1774 Küçük Kaynarca Antlaşmasıyla Osmanlı Ortodokslarının KORUYUCUSU olarak ortayaçıkması ve Osmanlıların iç işlerine karışması2- Fransız ihtilalinin Osmanlı ülkesinda yaşayan Gayri müslim toplumlarda MİLLİYETÇİLİK duygusunuuyandırması, batılı devletlerinde milliyetçilik hareketlerini desteklemesi3- Batılı Devletlerin sık sık Osmanlının iç işlerine müdahale etmesi sonucu Osmanlı DevletininTanzimat ve Islahat Fermanıyla, Meşrutiyeti ilan etmesiTanzimat Fermanıyla 1839 gayri müslim tebaaya geniş haklar verilerek, yurttaşlar arasında hertürlü ayrım yasaklandı. Eyaletlerde kurulan meclislere gayri müslimlerde Devletlerinin hırıstiyanlara verilen hakların genişletilmesi konusundaki baskıları sonucu,Kırım Savaşından sonra "Islahat Fermanı" ilan edildi1856.Islahat Fermanıyla hırıstiyanlar askerlik hizmetine, okullara ve memurluklara alınacaktı. Haracvergisi VE ISLAHAT FERMANININ MİLLET SİSTEMİNE ETKİSİTanzimat ve Islahat Fermanıyla Hırıstiyanlara verilen haklar, Müslüman halk üzerinde hoşnutsuzlukuyandırdı, hırıstiyanlar arasında da Milliyetçilik duygusunun daha da yayılmasına neden oldu. Gayrimüslimlerin devlete sadakati DURUMUNA GÖRE OSMANLI TOPLUMUA-ŞEHİRLERDE YAŞAYANLAR Osmanlı Devletinde şehirlerde yaşayan halkı mesleklerine göre 4 gruptainceleyebiliriz1-AskerilerUmera 2-TacirlerTüccar 3-Esnaf ve zanaatkarlar 4-Diğer gruplar1- ASKERîLER Osmanlı şehirlerinde seyfiye, ilmiye ve kalemiyeden bir çok görevli "Askeriler" yada "Ümera" ve Reâyayönetilenlerarasındaki tek belirleyici fark askerîlerin vergi vermemesi, reâyanın ise vergi Tüccarlar niteliklerine göre üç gruba ayrılmışlardıa- SermayedarBunlar çoğunlukla bir malı ucuz ve bol bulunduğu dönemda alır ve fiatyükseldiğinde satarak kar Taciri Seffar Bunlar bir malı ucuz olan bölgeden alarak,pahalı olan bölgeyegetirerek Örgütlenmiş Tüccar Belli bir yerde mal gönderebileceği güvenilir temsilcileriolan ESNAF VE ZANAATKARLAR AHİLİK TEŞKİLATI Anadolu'da 13. yüzyılda yayılmış olan esnaf, zanaatkâr ve işçileri toplayanteşkilattır. Anadolu Selçuklu Devletinin sosyal düzeninin sağlanmasında ve Osmanlı devletininkuruluşunda etkili olan ahîlik teşkilatı dinî, ahlakî, sosyal ve ekonomik bir niteliktaşıyordu. Ahîlikte her mesleğin bir pîri ve pîr çevresinde toplanan meslek sahipleri vardı. Bumeslek sahiplerinin güven, doğruluk, tövbe ve hidayet gibi kurallara uyma zorunluluğu TEŞKİLATI Osmanlı toplumunda esnaflar LONCA adı verilen teşkilatlara sahiptiler. Heresnaf muhakkak bir loncaya kayıtlı olur, loncasının koruması ve denetimi altında tabipler odası, mimarlar odası, şoförler cemiyeti gibi... Dükkan açma hakkına GEDİKdenilirdi. Gedik'e sahip olmak için çıraklık, kalfalık yapıp, ustalık belgesini başlıca görevleri şunlardı1- Üye sayısını, üretilen malların kalitesini,fiyatını belirlemek2- Esnaf arasındaki haksız rekabeti önlemek,3- Esnaf ile devlet arasındaki ilişkileri düzenlemek,4- Üyelerine kredi loncada yaşlılardan meydana gelen 6 kişilik bir "ustalar kurulu" vardı. Bunların enyaşlısı başkan olur ve ŞEYH adını Çıraklık ve ustalık törenlerini yönetir ve cezaların uygulanmasını Loncayı dışarda temsil eder, hükümetle ilişkileri Şeyhi temsil eder,esnafla şeyh arasında aracılık Disiplin işleri ve esnafa hammadde dağıtımını Hibre İki kişiydiler. Mesleğin sırlarını bilen, malların kalitesi bildiren, fiyatbelirleyen uzman. BilirkişiBu 6 kişiden oluşan Lonca kurulunun dışında Lonca teşkilatıyla ilgili devlet görevlileri devardı;BunlarKadı Lonca birliklerinin en üst makamıydı. Esnaf arasındaki anlaşmazlıkları çözümler veyukarıda belirtilen altı kişilik kurulun seçilmesini onaylar veya görevden Çarşı ve pazar denetlemesi mal ve fiatları kontrol ederlerdi.zabıtaEsnafı a- Üreticiler b- Hizmet erbabı olarak ikiye Hammaddeyi işleyerek, işlenmiş madde haline getiren esnaflardır. ÖrneğinBakırcı, kılıççı, fırıncı, demirci gibi...b-Hizmet Erbabı Toplum için gerekli bir hizmeti yapan esnaftır. Örneğin Berberler, hammallargibi...4- DİĞER GRUPLAR Osmanlı şehirlerinde Askerîler, tacîrler ve esnaflardan başka meslek ve toplumgrupları da vardı. Bunların başlıcaları; yabancı tüccarlar, seyyahlar, yabancı ülketemsilcileri, köyden kente göç etmiş işşizler, seyyar satıcılardırB- KÖYLERDE YAŞAYANLARKöylerde yaşayanları şöyle gruplayabiliriz1- Çiftçiler Bunlar dirlik sahiplerinden veya devletten aldıkları 50-150 dönüm arasındaÇİFTLİK denilen toprakları işlerlerdi. Ürün vergisi olarak "Öşür" veya "harac"vergisini öder, toprak vergisi olarak da ÇİFT RESMİ'ni yıl toprağını ekmeyenveya terkeden çiftçinin toprağı başkasına verilirdi. Bu takdirde bu kişiden ÇİFTBOZAN AKÇESİadıyla bir vergi Tımar Beyleri Köylerde yaşayan beyler, çiftçinin denetimini yapar, güvenliği Muaflar Köylüler arasında hiç vergi vermeyen veya çok az verenlere " MUAF " emekli sipahiler, kalelerde görev yapanlar, din görevlileri, ilim adamlarımuaflar içinde yer GÖÇEBELER KONARGÖÇERLERTürk oymaklarının başındakilere BEY, Arap aşiretlerinin başındakilere ŞEYH adı devletle ilgili işlerini KETHÜDA denilen yardımcıları yürütürdü. Hayvancılıkla uğraşankonargöçerler, devlete hayvan veya sürü başına AĞIL RESMî denilen bir vergi EKONOMİSİOSMANLI EKONOMİSİNİN TABİİ KAYNAKLARI1- İNSAN Osmanlı devletinde son yıllara gelinceye dek bugünkü anlamda bir nüfus sayımıyapılmamıştı. İlk nüfus sayımı 1831'de döneminde yapıldı. Osmanlı Devleti'nin bundanönceki dönemlerine ait nüfus bilgilerini ise Tahrîr defterlerinden DEFTERLERİ Bir yer fethedildiğinde ya da belirli aralıklarla kaza ve sancakların vergiyükümlüsü "erkek nüfusunu" ve bunların ödeyeceği vergi miktarını saptamak amacıyla "TAHRîR"denilen bir sayım yapılırdı. Tahrir defterlerini "Nişancı" tutar, bir örneği de TOPRAK Osmanlı Devletinde ekonominin en önemli kaynağı TOPRAK SİSTEMA- MİRî ARAZİ B- MÜLK ARAZİ C-VAKIF ARAZİ1- Havass-ı Hümayun toprakları2- Paşmaklık toprakları 1- Öşür Topraklar3- Malikâne toprakları 2- Haraci Topraklar4- Yurtluk ve Ocaklık Toprakları5- Dirlik Topraklarıa- Hasb- Zeametc- TımarA- MİRî ARAZİ Mülkiyeti devlete ait olan topraklardır. Mirî toprakların başlıcaları şunlardır1- Havass-ı Hümayun Toprakları Gelirleri doğrudan doğruya devlet hazinesine giren topraklarolup, mukataa ve iltizam yoluyla Paşmaklık toprakları Gelirleri padişah kızlarına ve ailelerin bırakılan Malikâne toprakları Devlet adamlarına hizmetleri karşılığı mülk olarak Yurtluk ve Ocaklık Toprakları Fetih sırasında bazı kumandanlara, hizmetlerine karşılıkolmak üzere verilen Dirlik TımarToprakları Vergi geliri, devlet adamlarına ve askerlere hizmet veya maaşkarşılığı verilen topraklardır. Dirlik sahibi, toplanan verginin maaş olarak ayrılan"Kılıç hakkı" olarak ayrılan bölümünden geriye kalanla CEBELÜ denilen tam teçhiatlı askeryetiştirirdi. Dirlik topraklar üçe ayrılırdı a- Has b- Zeamet c- TımarB- MÜLK ARAZİ Mülkiyeti kişilere ait topraklardır. İki bölümde incelenebilir1- Öşriyye öşür topraklar Bu topraklar, fethedildiği zaman MÜSLÜMANLARA verilmiş veyafethedildiğinde müslümanlara ait olan topraklardır. Bu gibi topraklar sahiplerinin malıolup, dilediği gibi kullanırlar, satabilirler, vakfedebilirler yada çocuklarına mirasolarak bırakabilirlerdi. Bu toprakların sahipleri arazi vergisi olarak ÇİFT RESMİ, ürünvergisi olarak da "ÖŞÜR" vergisini Haraciye Haracî topraklar Bu topraklar bir yerin fethinden sonra GAYRî MÜSLİM halkınelinde bırakılan,onlara mülk olarak verilen topraklardır. Sahipleri, dilediği gibikullanırlar,satabilirler, vakfedebilirler yada çocuklarına miras olarak toprakların sahipleri arazi vergisi olarak HARAC-I MUVAZZAF ürün vergisi olarak daHARAC-I MUKASSEM vergisini VAKIF ARAZİ Gelirleri kişiler ya da devlet tarafından hayır kurumlarına SİSTEMİNDE MEYDANA GELEN DEĞİŞMELER1- Tımar sisteminin bozulmasıyla, "Dirlik topraklar" MİRî MUKATAA'ya çevrilerek, yani gelirlerihazineye devredilerek, peşin alınan bir bedel karşılığı üç yıllığına "İltizam"a Mültezîm denen iltizam sahipleri daha fazla vergi toplamak için halka baskıyapmışlardır. Bu durum "Celali isyanlarına" veya vergisini ödeyemeyen köylünün toprağınıterk ederek büyük şehirlere göç etmesine neden Devletin artan masraflarının karşılanması için Mukataalar mültezîmlere üç yıllık dönemler içindeğil, ömür boyu verilmeye başlandı. Bu sisteme MALİKANE USULÜ denilir. 1695'te3- "Malikane usulüyle" sağlanan gelirlerde yetmeyince, bu defa Mukataaların yıllık kârları paylaraayrılarak satılmaya başladı. Bu usule de ESHAM USULÜ denilmiştir. 17754- Tımar ve zeâmet sistemi zamanında kaldırılarak başta valiler olmak üzere devletmemurları memurları maaşa 1854'te "Arazi kanunnamesi" ile MÜLKİYET sistemine geçilerek, uzun süre bir toprağı kullananlaro toprağın sahibi olmuşlardır. Zilliyet6- 1858'de çıkarılan bir başka "arazi kanunu" ile tarım ürünlerinden alınan çeşitli vergilerkaldırılarak, tek vergi olarak "AŞAR" vergisi yürürlükte VE EŞRAF Şehirlerin, köylerin, aşiretlerin ileri gelenlerine "Ayân ve eşraf" denilirdi. Bukişiler bulundukları yerlerde en etkili ve zengin VE EŞRAFIN GÜÇLENMESİNİN SEBEPLERİ1- Tımar topraklarının mukataaya çevrilmesiyle, bu toprakları iltizama alanlar genellikle "Ayânlar"oldu. Böylelikle Dirlik sahiplerinin haklarına sahip olan âyânlar bulundukları yerleri teşkilatını bozulmasıyla "beylerbeyi" veya "sancak beyi" olarak atananlar makamlarınagitmeyerek o eyalet yada sancaktaki âyânı MÜTESELLİM vekil olarak görevlendirmiştir. Ayanlarböylelikle devlet gücünün temsilcisi durumuna gelince daha da II. Mahmut döneminde âyânlarla padişah arasında SENED-İ İTTİFAK diye bir belge imzalayarakanlaşma yoluna gitmiştir. 1808OSMANLI EKONOMİSİNDE TARIMOsmanlı ekonomisinin en önemli sektörü tarımdır. 17. yüzyılın başlarına kadar Osmanlı devletitarım ürünleri bakımından kendine yeten bir ülkeydi. Ancak, zaman zaman karşılaşılan kuraklık, sel,isyanlar, göçler,ve tımar sisteminin bozulması üretim kayıplarına neden olmuştur. Özellikle hububat,bağ-bahçe ziraâti ön plandayken, 18. yüzyıldan itibaren Avrupa'da sanayinin gelişmesi doğrultusundatütün, pamuk gibi sanayi bitkilerinin üretimi önem kazanmıştır. Ayrıca Avrupa'nın tarım ürünüihtiyacı artınca Osmanlı Devletinde GEÇİMLİLİK düzeyde üretimden PAZAR EKONOMİSİ'nin ihtiyaçlarınıkarşılayacak bir üretim düzeyine EKONOMİSİNDE HAYVANCILIKHayvancılığın Osmanlı ekonomisine katkıları şunlardı1-Tarım alanında Toprakları ekmek için öküz, manda gibi hayvanlardan alanında Etinden yağından,sütünden alanında Yünü ve derisi giyim, dokuma ve ayakkabı üretiminde hammadde alanında At,katır ,eşek gibi hayvanlar taşıma ve ulaştırmada alanında Hayvanlardan ve hayvansal ürünlerden alınan vergiler devletin başlıcagelir kaynaklarını EKONOMİSİNDE MADENCİLİKOsmanlı devleti'nde madenler iltizam olarak dağıtılırdı. Çıkartılan madenlerin çoğu ülke içindeişlenemediğinden dışarıya ihraç Osmanlılarda ilk madenin işletilmesi Osman Bey zamanındadır. Bilecik'in fethi ile buradakidemir madeni EKONOMİSİNDE SANAYİOsmanlı Devletinde sanayi kesimi esnaf birlikleriLonca halinde üretimielemeği-göznuruna dayanıyordu. Bu mevcut sanayi öncesi üretim başlangıçta ülke ihtiyaçlarınıkarşılıyordu. Ankara'da sof, Bursa'da İpekçilik, Selanik'te çuhacılık, Bulgaristan'da abaKayseri,Manisa ve Tokat'ta dericilikdebbağlık yaygındı. Ayrıca Osmanlı Devletinde savaş araç vegereçlerini üretmek için fabrika ve imalathaneler de Gemi yapım yeri ilk büyük Osmanlı tersanesi Yıldırım Bayezıt tarafından Gelibolu'dayapıldı. Daha sonraki dönemlerde İstanbul, Sİnop,İzmit, Süveyş, Basra gibi sahillerde başkatersaneler de İstanbul'un fethinden önce Edirne ve Bursa'da, fetihten sonra da İstanbul'da top dökümtesisleri İlk baruthane Gelibolu'da EKONOMİK GELİŞMELERİN OSMANLI SANAYİİNE ETKİLERİ1- Coğrafi keşiflerle zenginleşen Avrupalılar; artan tüketim eğilimlerini, elde ettikleri altın vegümüşle Osmanlı pazarlarından karşılayınca esnaf hammadde bulmakta Sanayii inkılâbı sonucu bol ve ucuz, üstelik kapitülasyonlar nedeniyle düşük gümrüklü Avrupamallarıyla Osmanlı esnafı rekabet Esnafı zorlayan başka bir konuda şehirlere göç eden köylünün,maaşları alan yeniçerilerin vediğer grupların esnaflığı yeni bir geçim yolu olarak görmesiydi. Bu durum esnafteşkilatlarının disiplinli yapısını bozmuş, artan esnaf sayısı geçimlerini DEVLETİNİN SANAYİİYİ GELİŞTİRMEK İÇİN ALDIĞI TEDBİRLER1- Sanayi hammaddelerinin ihracını Gelişmiş teknolojiyle yeni imalathaneler Islah-ı Sanayii Komisyonu kurarak, esnaf birliklerini canlandırmaya ve onları Devleti Tanzimat fermanıyla ülkenin kalkınması için yabancı sermayeden yararlanacağınıaçıklamıştı. Bu yolla Osmanlı ülkesinde haberleşme ve ulaşımı geliştiren adımlar savaşı sırasında ilk defa TELGRAF hattı döşenmiştir. Yine yeni bir teknoloji olan"demiryolu" Osmanlı ülkesine girmiştir. Verilen imtiyazlarla İngilizler Batı Anadolu hattını,Almanlarda Bağdat Demiryolunu inşa TİCARETANADOLU'DA TİCARET YOLLARI1- Sağ Kol İstanbul'dan Üsküdar başlayan bu yol, Konya, Adana üzerinden Halep'e Orta Kolİstanbul'dan Üsküdar başlayan bu yol,Diyarbakır'a buradanda Musul ve Bağdat'akadar Kol İstanbul'dan Üsküdar başlayan bu yol, Erzurum ve Kars'a TİCARET YOLLARI1- Sağ Kol İstanbul'dan Bulgaristan, Eflak-Boğdan ve Erdel'e Orta Kol İstanbul'dan Edirne,Belgrad üzerinden Avrupa içlerine Kol İstanbul'dan Edirne, Selanik üzerinden Mora'ya İLGİLİ DEYİMLERMenzil Yol üzerindeki konaklama noktaları Teşkilatı Haberleşme TATAR denilen ulaklar tarafından yapılıyordu. Devlet habercilerin çabukgitmelerini sağlayacak dinlenmiş atları ve yiyecek ihtiyaçlarını karşılamak içinkonaklama yerine yakın köy ve kasabalardaki bazı aileleri bu iş içingörevlendirirdi. Bu teşkilata "menzil teşkilatı" Ana yolların, boğaz ve geçitlerin güvenliğinden Tâifesi Yolcu ve mal taşıma işlerini meslek edinen esnaflara verilen TİCARET GELİRLERİNİ ETKİLEYEN FAKTÖRLER1- Ticaret yollarının değişmesiÜmit Burnu2- Kapitülasyonlar3- 1838 Balta Limanı AntlaşmasıKAPİTÜLASYONLARKapitülasyon Gümrük,Hukuk,ve ekonomik konularda verilen ayrıcalıklara denir. İlk ticariimtiyazlar ORHAN BEY tarafından CENEVİZLİLER'e fethinden sonra Fatih "Ceneviz" ve "Venedikliler'e" ticarî Sultan Süleyman 1535' de Fransızlarla Osmanlıların "AHİDNAME", FransızlarınKAPİTÜLASYON dediği anlaşmayı amacı Şarlken'e karşı Fransa'yı yanınaçekerek, Avrupa hırıstiyan birliğini Kapitülasyonlar I. Mahmut zamanında 1740 sürekli hale Kapitülasyonlar 24 Temmuz 1923'te LOZAN ANTLAŞMASI ile LİMANI ANTLAŞMASI1838 İngiltere ile II. Mahmut döneminde imzalanmıştır. Bu antlaşmaylaihracattan alınan vergiler artırılırken %12, İthalattan alınan vergiler azaltılıyordu %5.II. Mahmut'un bu antlaşmadan amacı Mehmet Ali Paşa'ya ve Rusya'ya karşı İngiltere'nin Balta Limanı Anlaşması'ndan sonra diğer devletlere de aynı haklar genişletilerek verilmiş veOsmanlı ülkesi Avrupa Devletlerinin bir "açık pazarı" haline BORÇLAROsmanlı Devleti bütçe açıklarını kapamak için önce halka ek vergiler getirmiş,yeterli olmayıncaKAİME adı verilen hazine tahvillerini çıkarmıştı. Bu da yeterli olmayınca dış borca yönelmek Dış borç 1854 yılında KIRIM SAVAŞI sırasında İngiliz ve Fransız sarraflarından alındı. 20 yılgibi kısa bir sürede Osmanlı devleti Borç batağına yayınlanan ve adına MUHARREM KARARNAMESİ denilen bir kararnameyle iç ve dış borçlarınınödenmesini DûYûN-I UMUMİYE Genel Borçlar denilen üyeleri alacaklı ülkeler tarafından seçilen birkomisyona bıraktı. Osmanlı Devleti borçlarına karşılık tuz, tütün, ipek ve damga vergilerini karşılıkolarak gösterdi. Osmanlı Borçları meselesi LOZAN BARIŞ ANLAŞMASI MALİYEPARAMADENİ PARALARSİKKELEROsmanlılar 19. yüzyıla kadar altın ve gümüş gibi değerli madenlerden yapılma paralarkullanmışlardır. Bu madenlerden "DARPHANE"de kesilen yassı yuvarlak parçacıklara SİKKEdenilirdi. Bunların gümüşten olanına AKÇE, Altından olanına da SİKKE-i HASENESultani yada"kırmızı" Osmanlı parası Osman Bey tarafından bastırıldı. Orhan Bey zamanında bastırılan gümüşparaya "AKÇE" denildi. Fatih amanında basılan altın paraya da SULTANİ adı bakır katılmasına AYAR denilirdi. Bu tip paralara KIRKIK AKÇE adı dönemlerde çeşitli isimlerde sikkeler piyasaya GURUŞ,PARA, PUL,METELİK, MECİDİYE PARAİlk kağıt para Sultan Abdülmecit döneminde basıldı. Hazine bonosu niteliğindeki bu paraya VERGİ SİSTEMİOsmanlı Devletinde vergiler 1-Şeri vergiler, 2- Örfi vergiler olmak üere ikiye ayrılıyordu1-ŞERİ VERGİLER Bunların şeriatın emrettiği Öşür Müslümanlardan alınan toprak ürünü vergisidir. Elde edilen ürünün onda biri vergiolarak Haraç Müslüman olmayanlardan alınaaan vergiydi. ikiye ayrılıyordu1-Harac-ı Mukassem Elde edilen üründen Muvazzaf Toprak Cizye Müslüman olmayan erkeklerden, askerlik görevi karşılığı alına Ağnam Hayvandan sayısına göre alınan ÖRFİ VERGİLER Padişahın iradesiyle konulan vergilerdi. Başlıcalarıa-Çift Resmi Reayanın sipahiye ödediği toprak vergisib-Çift bozan vergisi Toprağını izinsiz olarak terkeden veya üç yıl üst üste ekmeyenlerdenalınan Olağanüstü hallerde, divanın kararı ve padişahın emri ile toplanan vergileredenirdi. Fenike alfabesi, Fenikeliler tarafından 1200 yılında ortaya çıkmıştır. Bu alfabe Fenike dilini yazmak için kullanılır ve 22 harften oluşur. Sağdan sola doğru okunan bir 3, 2021İçindekiler1 22 harfli alfabeyi kim bulmuştur?2 Alfabe yi kim icat etti?3 Fenikeliler neden alfabe icat etti?4 Latin alfabesi ne zaman çıktı?5 Şu anda kullandığımız alfabenin adı nedir?6 Ilk alfabenin adı nedir?7 Ilk Türk alfabesi hangi alfabe?22 harfli alfabeyi kim bulmuştur?Fenikelilere ait olan, Fenike alfabesi 22 harften oluşmaktadır. Fenike alfabesi, kendisinden sonra meydana gelen tüm alfabelerin kökeni niteliğinde olan bir alfabedir. Fenike alfabesinde 22 harf yi kim icat etti?Alfabenin bulunmasıyla birlikte yazının keşfi de ortaya çıkmıştır. Eski kaynakları tarayarak alfabeyi kim buldu diye araştırma yaptığınızda 5000 yıl öncesine yani Sümerlilere ulaşabilirsiniz. Pek çok önemli buluşları olan ve çivi yazısını da ortaya koyan Sümerliler tarihin ilk alfabesini de icat etmiş neden alfabe icat etti?Fenike alfabesi, tahminen MÖ 1200 yılında ortaya çıkmış, Fenike dilini yazmak için alfabesi ne zaman çıktı?Latin alfabesinin tarihi MÖ 7. yüzyılda Romalı'ların Yunan alfabesini örnek almalarıyla anda kullandığımız alfabenin adı nedir?Türkiye ise 1 Kasım 1928 Harf Devrimiyle beraber Arap Alfabesinden Latin Alfabesine geçmiştir. Latin Alfabesi 29 harften meydana gelmektedir ve bu alfabenin 21'i ünsüz, 8'i ünlü alfabenin adı nedir?Türkler, geçmişten günümüze 5 farklı alfabe kullanmıştır. Bu alfabeler sırasıyla; Köktürk Uygur Arap, Kiril, Latin Alfabesidir. Sırasıyla Türklerin Kullandıkları Alfabeler ve Özellikleri Köktürk Alfabesi Türklerin tarihte kullandığı ilk alfabedir. Göktürk Alfabesi ve Orhun Alfabesi olarak da Türk alfabesi hangi alfabe?1. Göktürk Orhun Alfabesi. Asırlık bir millet ve dünyaya egemen olmuş bir ve kullandığı diller mutlaka zamanla değişime uğramış ve alıntılar yapılmıştır. Tarih boyunca birçok dil kullanılmış ve bunlara eklemeler yapılmıştır. Bu yazıda bugüne kadar kullanılan dillerden ve yapılan değişikliklerden bahsetmeye çalışacağım…Uzun süren savaşlar ve fethedilen topraklarda birçok milletle iletişim kurulmuş ve onların dillerinden bir parça alınmıştır. Kültürel farklılık ve değişim dediğimiz olay kısmen budur. Dil ve alfabe konusunda 5 farklı alfabe bizlere Göktürk Alfabesi Metinleri isim olarak Göktürk veya Orhun olarak yerleşimde bulunmuş Türkler tarafından kullanılmış ve alfabeyi Hunlar,Göktürkler ve Türk kavimler kullanmış ve eklemelerde bulunmuşlardır. Göktürk alfabesi 38 harften meydana sesli olup, sekiz sesi karşılar, geri kalan harfler sessiz harf statüsündedir. İlginç olan ise;ok, ko, uk, ku, ük, kü, nç, nd, gibi heceler kendine has harflerle gösterilir. Sağdan sola doğru yazılır bu alfabe ve bu şekilde Uygur Alfabesi Göktürklerden sonra kurulan Uygurlar tarafından adlandırılmıştır bu alfabe. 18 adet işaretten,sembolden meydana sesli harf geri kalan harfler ise sessiz harf olarak bilinir. Sağdan sola yazılış mevcuttur ve harfler birbirine bitişik olacak şekilde yazılır. Bu yazının katiplerine yani yazıcılarına Bu yazının katiplerine, bakşı, bakşıgeri veya serbahşı adı Arap-İslam Alfabesi Türklerin İslamiyeti kabulünden sonra gerçekleşen bu dönemde bu alfabe ön plana çıkmış ve yaygın olarak kullanılmaya başlanmıştır. Arap alfabesi 28 harftir ancak Türklerin kullandıkları 31 ile 36 harften meydana gelmektedir. Bu alfabe ile Türk islam tarihinde birçok eser verilmiştir. Sağdan sola yazılır. Kullanımı zor gibi görünse de harflerin öğrenimi çok da zor ya da uğraştırıcı Kiril Alfabesi Kiril alfabesi emperyalizmin zoraki cümleyi ilk okuduğumda anlam veremedim ancak konuyu şu şekilde izah edebilirim sizlere. Ruslar sınırları içinde Türklere bütünlüklerini bozmak amacıyla tek bir alfabe yasağı koyarak farklı semboller ve şekillerle dolu alfabeler koymuştur. Otuz sekiz harftir. On biri sesli, geri kalan harfler ise sessiz harf statüsündedir. Soldan sağa doğru yazılır. Kullanım alanı, Rusya’daki Türkler Latin Alfabesi 1925 yılında ilk olarak Azeri Türkleri tarafında kullanılmıştır. Türkiye Cumhuriyetinin kurulmasından sonra 1928 yılında ülkemizde kullanılmaya başlandı. 8 sesli harf bulunur geri kalan ise sessiz harftir. Türkiye ve Avrupa Türkleri tarafından kullanılan bu alfabe diğer kullanılan alfabelere göre daha kolay ve öğrenilmesi daha basittir. Türkler bu 5 alfabenin yanı sıra birçok alfabeyi kullanmıştır ancak uzun süre kullanılan ve bizlerin etki ettiği alfabeler bilgi verilen 5 Ali ERSOY

32 harften oluşan ilk türk alfabesini oluşturan devlet