Nt7O. Fındığın Kuzey yarım kürenin ılıman iklim kuşağını, Japonya’dan Kuzey Amerika’ya kadar yabani formlar biçiminde kapladığı bilinmektedir. Kültür formlarını oluşturan en önemli türler ise, Artvin’den Kırklareli’ne kadar uzanan Kuzey Anadolu Dağları ve Kuzey geçit bölgelerinde yoğun olarak bulunur. Kültüre alınma tarihi 2500 yıl öncelerine kadar uzanan fındıktan, Enophen, İsa’dan önce 400 yıllarında Kuzey Anadolu’da Kerasus’da Giresun “pontus yemişi” adını verdiği ufak bir meyve diye bahsetmektedir. Bu kadar eski kültür izine rastlanması sonucu, fındığın anavatanının yurdumuzun Karadeniz Bölgesi olduğu ve kültür fındığının dünyaya buradan yayıldığı ifade edilmektedir. Bu meyvenin 600 yıldan beri ticareti yapılmakta olup, ülkemizde ticarete konu olan 16 çeşit fındık mevcuttur. Ekonomik anlamda fındık üretimi; Giresun, Ordu, Trabzon, Rize ve Artvin İllerini kapsayan Doğu Karadeniz Bölgesi ile Orta ve Batı Karadeniz Bölgesindeki Samsun, Sinop, Kastamonu, Düzce, Sakarya, Bartın, Zonguldak ve Kocaeli olmak üzere toplam 13 İlde yapılmaktadır. Değişik üretim bölgelerimizde farklı yoğunlukta olmak üzere Tombul, Palaz, Çakıldak, Foşa, Mincane, Kalınkara, Uzunmusa, Kan, Kargalak, Cavcava, Sivri, İncekara, Acı, Kuş, Yuvarlak Badem, ve Yassı Badem fındık çeşitleri yetiştirilmektedir. Fındığın üretimi ile yaklaşık 400 000 çiftçi ailesi kişi doğrudan ilgilenmektedir. Ayrıca ürünün sanayi, pazarlama aşamaları ile ilgilenenler de dikkate alındığı takdirde, bu ürünün yaklaşık olarak kişiye istihdam imkanı sağladığı ifade edilebilir. önemli bir ihraç ürünümüz olan fındık; her yıl 80 farklı ülkeye, ortalama ton dolayında ihraç edilmekte ve bu ihracattan – dolar civarında döviz geliri sağlanmaktadır. Ayrıca fındığın Doğu Karadeniz Bölgesi halkının önemli bir kısmının hemen hemen tek geçim kaynağı olması nedeni ile, sosyal boyutu da oldukça önemlidir. Çünkü bu bölgedeki yüksek meyilli, bol yağış alan ve oransal nemi yüksek olan arazilerde, fındıktan başka ürünlerin tarımı yapılamamaktadır. Bu yönü ile toprak işlemeli tarıma elverişli olmayan arazilerden faydalanma imkanı sağladığı gibi, bu alanları erozyona karşıda korumaktadır. Bütün bunların yanında fındık meyvesi önemli bir besin maddesidir, bileşiminde %55-66 yağ, %11-22 karbonhidrat, %14–16 protein, %5 su ve %2 oranında da mineral maddeler bulunmaktadır. Bu mineraller demir, kalsiyum, çinko, potasyum, sodyum, magnezyum, bakır ve manganezdir. Fındıkta bulunan vitaminler ise B1, B2, B6, Niacin ve E vitaminidir. DÜNYADA FINDIK ÜRETİMİ Bilindiği gibi dünya fındık üretiminde ve ihracatında ülkemizin tartışılmaz üstünlüğü vardır. Türkiye’den başka önemli fındık üreticisi ülkeler İtalya, ABD ve İspanya’dır. Son yedi yıllık 1993 – 1999 üretim rakamlarına göre, dünyada ortalama 650 338 ton / yıl fındık üretimi gerçekleştirilmiştir. Ülkemiz toplam üretimin % gerçekleştirerek 1. sırada yer almaktadır. Ülkemizi sırasıyla İtalya % 16, ABD % ve İspanya % izlemektedir. Şekil 13. Fındık üreticisi ülkeler ve üretimdeki payları Türkiye, fındık üretiminde nitelik ve nicelik bakımından dünyada ilk sırada yer almaktadır. Dünya fındık üretiminin %78’i, ihracatının ise yaklaşık %85'i ülkemiz tarafından gerçekleştirilmektedir. Türkiye dışında fındık üreten ülkeler arasında İtalya, İspanya, ABD, Yunanistan, Azerbaycan, Gürcistan, İran, Romanya ve Fransa sayılabilir. FINDIK YETİŞTİRİCİLİĞİ İklim İstekleri Fındığın iyi bir gelişme göstermesi ve bol ürün vermesi nemli, ılıman iklim bölgelerinde olmaktadır. Karadeniz kıyı bölgesi fındık yetiştiriciliği bakımından en uygun iklim özelliklerine sahiptir. Yıllık ortalama sıcaklığın 13–16 oC olduğu yöreler fındığın üretimi için uygundur. Ayrıca en düşük sıcaklığın - 8, - 10 oC’yi, en yüksek sıcaklığın ise 36, 37 oC’yi geçmemesi, yıllık yağış toplamının 700 mm’nin üstünde olması ve yağışın aylara dağılımının dengeli olması gerekmektedir. Bütün bunlarla birlikte, haziran ve temmuz aylarında oransal nemin % 60’ın altına düşmesi, fındık bitkisinde meyve gelişiminde olumsuzluklara sebep olmaktadır. Toprak İstekleri Fındık saçak köke sahip bir kültür bitkisi olduğundan, kökleri fazla derine gitmeyip yanlara doğru gelişmekte, derin, düz ve taban arazilerde 100 – 150 cm derinliğe kadar ulaşmaktadır. Toprak istekleri bakımından çok seçici olmamakla beraber; besin maddelerince zengin, tınlı – humuslu ve derin topraklarda iyi gelişme gösterir ve bol ürün verir. BAHÇE TESİSİ Arazi ve Toprak Hazırlığı Ekonomik ömrü oldukça uzun olan fındığın dikiminden önce arazi ve toprak hazırlığının dikkatli bir şekilde yapılması gerekmektedir. Çünkü bitkinin dikilmesinden sonra araziye müdahale etmek oldukça zor olacaktır. Bu amaçla arazi üzeri yabancı bitkilerden temizlendikten sonra, taban suyu yüksek olan arazilerde drenaj kanalları, meyilli arazilerde ise toprak ve suyu korumak amacı ile teraslama yapılmalıdır. Bahçe toprağı analiz ettirilerek, kireç ihtiyacı varsa kireç verilmelidir. Fidan Dikim Zamanı Genel olarak dikim zamanı, ekim ayından itibaren ilkbaharda bitkilere su yürüyünceye kadar olan dönemdir. Kışları ılık geçen yerlerde ekim, kasım ve aralık ayları tercih edilmelidir. Çünkü sonbaharda dikilen fidanlarda, kış boyunca emici kökler meydana gelir. Bu kökler, kış mevsiminde yağan yağmurlarla yumuşayan toprakla temasa geçerek fidanların daha çabuk uyum sağlamasına yardımcı olur. Böyle fidanların yaz sıcaklarına daha iyi dayandığı gözlenmektedir. Sonbaharda yapılan dikimlerin bir diğer avantajı da şudur Bu zamanda dikilen fidanların 1,5 – 2 ay sonra tutmadığı belli olacağından, tutmayanların yerine ocak – şubat döneminde yenilerinin dikilmesi mümkün olacaktır. Kışı sert geçen yörelerde dikim zamanının şubat – mart dönemine kaydırılması daha faydalı olacaktır. Çeşit Seçimi Fındık bahçelerinin tesis edilmesi sırasında üzerinde önemle durulması gereken bir diğer konu da fındık çeşidinin sağlıklı bir şekilde tespit edilmesidir. Bu amaçla, Tarım İl ve İlçe Müdürlüklerimize başvurabileceğimiz gibi, bu konuda uzman kuruluş olan ve 1936 yılından beri çalışmalar yapan Fındık Araştırma Enstitüsü’nden de Giresun yararlanılabilir. Oluşturacağımız bahçedeki fındık çeşidinin - Verimli ve kaliteli olmasına, - Dış ve iç pazarlarda talep görmesine, - Bulunduğumuz bölgedeki ekolojiye en iyi şekilde uyum sağlamasına, - Bahçe içerisinde çeşit standardının sağlanmasına - Ana çeşitlerinde meyve tutum oranının yüksek olması için, bahçe içerisinde bunlara uygun tozlayıcı çeşitlerin yeter sayıda bulunmasına dikkat edilmelidir. Bazı fındık çeşitleri için önerilen tozlayıcı çeşitler şunlardır. TOMBUL Palaz, Çakıldak, Kalınkara, Sivri, İncekara PALAZ İncekara, Tombul, Mincane ÇAKILDAK Tombul, Palaz, Foşa, Mincane FOŞA Tombul, Palaz, Uzunmusa, Mincane MİNCANE Tombul, Palaz, Foşa KARAFINDIK Tombul, Mincane, Foşa UZUNMUSA Palaz, Mincane, Foşa KALINKARA Çakıldak, Palaz, Sivri SİVRİ Palaz, İncekara, Tombul, Foşa Fidan Seçimi ve Fidanların Dikime Hazırlanması Fındık kök sürgünü oluşturan bir bitkidir. Belli kurallar dahilinde üretimi bu sürgünlerle yapılmaktadır. Oluşturacağımız bahçedeki fidanların çeşidinin belirlenmesinden sonra, alacağımız fidanların özelliklerine de dikkat etmemiz gerekmektedir. Bu amaçla - Ocakların güneş gören tarafında, pişkin, hastalıksız, herhangi bir şekilde yaralanmayan sürgünlerden olmasına dikkat edilmelidir. - Fidanların gövdeleri düzgün olup, 1- 1,5 cm kalınlığında olmalıdır. İnce ve çelimsiz yada daha kalın gövdeli olmamalıdır. Boyları 70 – 100 cm civarında olması tercih edilmelidir. - Fidanlar 1-2 yaşında, iyi bir kök yapısına sahip olup en azından 3-4 adet göze sahip olmalıdır. Seçilen fidanlar belirlenip alındıktan sonra, dikimden önce dikim budaması yapılmalıdır. Bunun için, yaralanmış kökler sağlam doku noktasından kesilmeli, uzun kökler 15–20 cm olacak şekilde kısaltılmalıdır. Üzerinde 3-4 göz kalacak şekilde, en üstteki göz üzerinden kesilmelidir. Dikim Aralıkları Fındık bahçelerinin bakımlı ve tekniğine uygun tesis edilmesinin ilk şartı ocak şeklinde dikim düşünülüyorsa ocaklara, çit dikim sisteminde veya tek dal şeklinde dikim düşünülüyorsa dallara büyümeleri ve gelişmeleri için ihtiyaç duyulan alanın ayrılmasıdır. Fındık ocakları veya dalları için ayrılan alan; iklim şartlarına, toprağın yapısına, kuvvetine ve gücüne göre değişir. Genel olarak ocak dikim sisteminde verimli topraklarda 6-8 metre olan mesafe, verimi düşük topraklarda daha az 4-5 m olabilir. Çit dikim sisteminde bitkiler arası mesafe 1,5–2 metre, sıra arası mesafe 4-5 metre olmalıdır. Tek dal olarak dikim planlandığı zaman ise, verimli topraklarda sıra arası ve sıra üzeri mesafe 3,5-4 metre, verimsiz topraklarda ise 3 metre düşünülmelidir. Dikim Çukurlarının Açılması ve Dikim Dikim çukurlarının yerlerinin işaretlenmesinden sonra çukurlar, ocak dikim sisteminde 120 cm çapında ve 60 cm derinlikte, tek dal dikim sisteminde ise 50 cm çap ve 40 cm derinlikte açılmalıdır. Dikimden bir ay kadar önce açılan çukurlarda alt ve üst topraklar ayrı ayrı taraflara yığılır. Dikime geçmeden önce, toprak analiz sonuçlarına göre önerilen miktardaki ahır gübresi ve kışlık gübreler topraklara karıştırılmalıdır. Ocak dikim sisteminde kuzey, güney, doğu ve batı yönlerinde olmak üzere karşılıklı 80 – 100 cm aralıkla 4 adet fidan dikilir. Tek fidan dikiminde ise, açılan çukurların ortasına bir adet fidan dikilir ve çukurlar daha önce ayrı ayrı konulan üst toprağın alt, alt toprağın üst kısma gelmesine imkan sağlayacak şekilde kapatılır. Toprak iyice sulanır. BUDAMA Fındıkta budama; fidana, dala uygun bir şekil vermek, erken fındık vermesini sağlamak, bitkinin toprak altı ve toprak üstü organları arasında dengeyi sağlayarak uzun yıllar ve düzenli verim elde etmek, yaşlanarak verimden düşen dalları, yan dalları ve dalcıkları gençleştirmek amacı ile yapılır. Budama esnasında budama makası ve budama testeresi kullanılır. Bitkide budama esnasında en az yara sathı meydana getirmek için, bu aletlerin kullanılması gerekmektedir. Üreticiler genellikle budama yapmak için Girebi ve bıçkı denilen aletlerden faydalanmaktadır ki, bu sağlıklı bir yöntem değildir. Fındıkta budama genellikle ekim, kasım, aralık aylarında yapılır. Kışı sert geçen bölgelerde ise budamayı şubat sonu, mart başına kaydırabiliriz. Şekil Budaması Ocak Dikim Sisteminde Dikilen fidanlara ilk yıl müdahale edilmez. İkinci yıl mart ayı başında gözler uyanmadan önce, fidanlar toprak seviyesinden kesilir ve kesim yerlerine aşı macunu sürülür. Kesimden sonra iki ay içerisinde kesim yerinin altından çıkan yeni sürgünlerden, ocağın dışına doğru gelişen sürgünlerden kuvvetli bir sürgün bırakılır. Diğerleri toprak seviyesinden kesilir. Bırakılan sürgünler mayıs ayından itibaren kontrol edilerek, yaprak koltuklarından çıkan sürgünler elle koparılır. Üçüncü yıl mart ayı başında, gelişen sürgünler 80 – 100 cm’den kesilirler. Yıl içinde kesim yerlerinin altında oluşan sürgünlerden, birinci katın yan dallarını oluşturmak üzere, sonbaharda almaşıklı gelişme gösteren iki tanesi bırakılıp diğerleri kesilir. Dördüncü yıl mart başında doruk sürgünler 60 – 70 cm’den kesilir. O yılın sonbaharında kesim yerlerinin altında oluşan sürgünlerden ikinci katın yan dallarını oluşturmak üzere almaşıklı iki adet sürgün bırakılıp diğerleri kesilir. Birinci katı oluşturmak üzere bırakılan sürgünler 40 – 60 cm’den kesilir. Bu yılın sonbaharında ise bu dallar üzerinde oluşan sürgünlerden almaşıklı gelişme gösterenlerden 3 – 5 adet bırakılıp kesilir. Şekil 14. Fındığın budanması Beşinci yılın mart ayı başında doruk sürgün 60 – 70 cm’den, ikinci katı oluşturan sürgünlerden 40 – 60 cm’den kesilir. Bu yılın sonbaharında ikinci katın yan dalları üzerinde 3-5 adet sürgün bırakılıp diğerleri kesilir. Doruk ve katları oluşturacak sürgünlerin kesiminde dikkat edilecek husus, dışa bakan bir göz üzerinden kesim yapılmasıdır. Beşinci yılın sonunda şekil budaması bitirilmiş olur Şekil 15. Şekil 15. Ocak dikim sisteminde dalların görünüşü Tek Fidan Dikim Sisteminde Şekil Budaması Fındık bitkisi uygun dikim ve bakım şartlarında tek gövdeli bitki formunda da yetiştirilebilmektedir. Bu şekilde bitkinin güneş ışıklarından daha fazla yararlanması mümkün olduğu gibi, budama, gübreleme, mücadele gibi kültürel işlemlerde daha da kolay uygulanabilmektedir. Sonuç itibarı ile birim alandan daha fazla mahsul kaldırma imkanı söz konusu olmaktadır. Bu dikim sisteminde de ana hatları ile aynı şekilde olmakla birlikte, dikkat edilmesi gereken husus, ana gövde üzerinde üç veya dört farklı yöne gelişecek şekilde ana dal oluşturmaya dikkat edilmesidir. Oluşturulan ana dallar üzerinde birinci ve ikinci katın yan dalları almaşıklı bir şekilde oluşturulur. Çit Dikim Sisteminde Şekil Budaması Ana hatları ocak dikim sisteminde olduğu gibidir. Farklılık ikinci yıl, iki sürgün bırakılması ve bunun birisi setin yukarısına, diğeri setin aşağısına, toprakla 60 oC açı yapacak şekilde büyütülmesidir. Ayrıca üçüncü sürgünler 60 – 70 cmden kesilirler. Şekil 16. Tek dal şeklinde dikilmiş ve uygun şekilde taçlandırılmış fındık bitkisi Ürün Budaması Altıncı yıldan itibaren bitkiler her yıl sonbaharda gözden geçirilerek, kurumuş, yaralanmış, birbirini gölgeleyen, birbirine sürtünen ve şekli bozacak dalcıklar kesilir. Ayrıca eylül veya ekim ayları ile mayıs ayında olmak üzere, yılda iki defa kök ve dip sürgünü temizliği yapılır. Budamaya düzenli olarak devam edildiği takdirde bitki daha az zarar görür ve iş hacmi de o ölçüde az olur. Tekniğine Uygun Dikim Yapılmamış Bahçelerde Budama Ülkemizde fındık bahçelerinin çoğunda dekardaki ocak sayısı ve ocaklarda bulunan dal sayısı, olması gerekenden fazladır. Bu durumda bitkilerin yeterli beslenmelerine ve yeteri kadar ışık almalarına engel olmaktadır. Böyle bahçelerde bitkiler bir birine girmiş, dallar ve dalcıklar zayıf gelişmiş, ocaklarda bulunan dallar yeterince yan dal oluşturmadan fazla yükselmiştir. Sonuç itibarı ile bu tip bahçelerde fındık verimi düşük olmaktadır. Bu bahçelerde yapılacak ilk iş; yaralanmış, kurumaya yüz tutmuş, verimden düşmüş ve ocağın ortasında gelişmiş dalların toprak seviyesinden kesilip çıkartılmasıdır. Daha sonra birbirini gölgeleyen ana dallardan daha genç olanı bırakılıp diğeri kesilir. Ocaklarda dört dal kalacak şekilde ve ocaklar arası mesafe verimli topraklarda 6 – 8, düşük verimli topraklarda 4 – 5 metre olacak şekilde kesimlere devam edilir. Daha sonra da kalan ocaklar tek tek gözden geçirilerek, kurumuş ve yaralanmış dalcıklar kesilir. Dalların tekrar gözden geçirilmesi sureti ile çok sık dalcıklar aralanır. İkinci ve daha sonraki yıllarda budama, ürün budamasında olduğu gibi devam eder. Budamada dikkat edilecek hususları aşağıdaki şekilde sıralayabiliriz. Kesimler tırnak bırakılmadan yapılmalı, dalcıklar budama makası ile, kalın dallar testere ile kesilmeli ve büyük yaralar aşı macunu ile kapatılmalıdır. GÜBRELEME Fındık bitkisinin normal gelişimini sürdürebilmesi, bol ve kaliteli ürün verebilmesi, ihtiyaç duyduğu besin maddelerinin toprak ve yaprak analizleriyle belirlenerek, yöntemine göre fındığa verilmesiyle mümkündür. Analiz sonuçlarına göre gübreleme yapılmaz ise fazla, az, ya da yanlış gübre kullanılabilir. Bu durumdan hem üreticiler ekonomik zarara uğrarlar, hem de bitkiler olumsuz yönde etkilenirler. Gübre önerilerinde bulunmak üzere, fındık bahçelerinde toprak örneği, sonbaharda gübrelemeden 1-2 ay önce ya da hasattan 10-15 gün önceki dönemde yaprak örneği alınırken alınmalıdır. Doğru bir teşhis için, toprak ve yaprak örneklerinin belirli kurallara göre ve zamanında alınması gereklidir. Bu konuda üreticiler Tarım İl ve İlçe Müdürlükleri ile, Giresun Fındık Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü Toprak ve Yaprak Analiz Laboratuarından ayrıntılı bilgi alabilir, adı geçen laboratuarda örneklerin analizini yaptırabilirler. Şekil 17. Yazlık gübre uygulaması önerilen miktar ve çeşitteki gübreler, fındık bitkisine belirli zaman ve şekillerde verilmelidir. örneğin üreticiler arasında "Yazlık Gübre" olarak bilinen azotlu gübrenin kullanımı şöyledir Bu gübreler, bölgenin yağışlı iklim özelliği ve bitkinin istekleri göz önünde bulundurularak, biri şubat sonu - mart başı, diğeri mayıs sonu - haziran başında olmak üzere iki defa da verilmelidir. Ocak dal uçları altındaki 30-40 cm genişliğindeki banda serpilen gübre, 5-10 cm toprak derinliğine karıştırılmalı böylece gübrenin yağışla yıkanarak ya da gaz halinde kayba uğraması önlenmelidir Şekil 17. Diğer önemli bir konu da, kullanılacak azotlu gübrenin toprak asit ya da alkali özelliğine göre seçilmesidir. Toprak eğer asit özellikte ise, % 26 N ile birlikte kireç içeren Kalsiyum Amonyum Nitrat; alkali özellikte ise % 21 N içeren ve üreticiler arasında ''Şeker Gübre'' olarak bilinen Amonyum Sülfat gübresi kullanılmasına özen gösterilmelidir. Şekil 18. Kışlık gübre uygulaması Üreticiler arasında "Kışlık Gübre" olarak bilinen Fosfor ve Potasyumlu gübreler ise kasım - şubat aylar arasında, 3 yılda bir, ocak dal uçları altında açılacak 15-25 cm derinlikteki çukurlara eşit olarak konulup, üzeri toprakla kapatılmalıdır. Bu gübrelerde kesinlikle toprak yüzüne serpilip, açıkta bırakılmamalıdır Şekil 18. Fındık bahçelerinde toprağın fiziksel, kimyasal ve biyolojik özelliklerini iyileştirmek amacıyla, ahır gübresi de kullanılmalıdır. Ahır gübresi 3-4 yılda bir, kasım - mart ayları arasında, ocak dal altlarındaki 50 cm genişliğindeki banda serpilip, 5 - 10 cm toprak derinliğine karıştırılmalıdır. Ahır gübresinin olmadığı durumlarda fiğ, yabani bezelye, yulaf gibi bitkilerle yeşil gübrelemede yapılabilir; bahçedeki yaprak, mısır sap ve benzeri maddelerin çürüntüleri de bu amaçla kullanılabilir. Şekil 19. Kireç uygulaması Fındık bahçeleri için çok önemli olan diğer bir konu da ''kireçleme''dir. Normal gelişimini 5-7 pH dereceleri arasında sürdürebilen fındık, genellikle düşük pH'lı asit topraklar üzerinde yetiştirildiğinden, bu toprakların kireçtaşı, sönmüş veya sönmemiş kireç gibi kireçleme materyalleri ile kireçlenmesi gerekmektedir. Ancak, burada unutulmaması gereken konu, kireçlemenin kesinlikle toprak analiz sonuçlarına göre yapılmasıdır. Gerekmediği halde kireçleme yapılması hem toprak özelliğini bozar, hem de bitkiye zarar verir. Analiz sonucunda önerilen miktar ve çeşitteki kireçleme materyali 3-5 yılda bir, kasım-aralık ayları arasında, ocak dal uçları altındaki 40-50 cm genişliğindeki banda düzgünce serpilip, 5-10 cm toprak derinliğine mutlaka karıştırılmalıdır Şekil 19. FINDIKTA HASAT, HARMAN VE DEPOLAMA Fındık genellikle yağış oranı ve nispi nemi yüksek olan bölgelerimizde yetişmektedir. Bu durum, bahçelerde yabancı ot ve dikenlerin bol miktarda olmasına sebep olmaktadır. Bu nedenle hasada başlamadan önce bahçelerde genel bir temizlik yapılması, hasattan en az 5–10 gün önce bahçelerin “girinti” adı verilen aletle veya motorlu tırpanla temizlenmesi gerekmektedir. Fındık çeşitleri farklı zamanlarda hasat olgunluğuna erişmektedirler. İdeal olanı, her çeşidin ayrı ayrı hasat olgunluğuna erişmesinden sonra toplanması olmakla beraber, karışık çeşitlerden kurulu olan bahçelerde bu zor olmaktadır. Bu nedenle bahçelerde hakim olan çeşitlerin olgunlaşma zamanında hasat yapılmalıdır. En iyi hasat şekli fındığın kendiliğinden veya silkeleme sonucunda yere düşmesi sureti ile olmaktadır. Yerden toplanan fındığın kalitesi en iyi olmakla birlikte, işçilik avantajı da sağlamaktadır. Yapılan araştırmalar kalite yönünden en yüksek değerlerin, yerden toplanan fındıklarda görüldüğünü ortaya koymaktadır. Yerden toplama şeklinde yapılan hasatta; daldan toplama esnasında olduğu gibi genç sürgün ve dallara zarar verilmemesinden dolayı, gelecek yılın mahsulüne de zarar verilmemiş olunur. Fakat özellikle Doğu Karadeniz Bölgesinin topoğrafik yapısı, yerden toplamaya imkan tanımamaktadır. Bu bölgedeki pek çok bahçede fındık çotanaklarının daldan toplanması sureti ile hasat yapılmaktadır. Şekil 20. Fındık hasadı Fındığın daldan toplanmasında önemli hasat kriterleri ise şunlardır - Zurufta kızarıklık oranının, %70–80 seviyelerine ulaşması gerekmektedir. - Dış kabukta kahverengileşme oranı %70–80 düzeyinde olmalıdır. - Fındık taneleri zurufun içinde dönmeye başlamış ve zurufun soyulabilirliği kolaylaşmış, silkme ile veya kendiliğinden dökümler başlamış olmalıdır. - Hasat olgunluğuna gelen kabuklu fındıklarda nem oranı maksimum %30 olmalıdır. Zira nem miktarı fındığın muhafaza ömrünü etkileyen çok önemli bir faktördür. Zamanından önce hasat edilen fındıklarda bazı olumsuzluklar meydana gelmektedir. Bunlar - Erken hasat edilen fındıklarda buruşuk nispeti fazlalaşır, - önemli bir kalite özelliği olan randıman ve beyazlatma özellikleri, erken hasat edilen fındıklarda düşük olmaktadır. - Fazla nem bayatlama, ekşime ve küflenmeyi teşvik eder, - Erken hasat fındıkta ham yağ oranını ve protein oranını olumsuz etkilemektedir. Fındıkta harmanlama işlemi genellikle 15 ağustosa doğru başlayıp eylül ayı sonlarına kadar devam etmektedir. Hasat sonrası harman yerine taşınan zuruflu fındıklar, 15 – 20 cm kalınlıkta tabaka halinde serilir. Güneşli havalarda tahta kürek veya tırmıkla karıştırılarak 3 – 5 gün kurutulur. Kurutulan bu fındıklar harman makinesine patosa verilmek sureti ile zuruflarından ayrılırlar. Ayıklanan bu fındıklar toprak harmanlarda bez, beton harmanlarda ise bez kullanılmadan 3-4 cm kalınlıkta serilirler. Güneşli havalarda her gün 3-4 defa tırmık ile karıştırılarak kurumaları sağlanır. Bu şekilde 3-4 gün kuruyan fındıklar vantilatörden geçirilmek sureti ile toz, toprak, zuruf parçalarından ve boş fındıklardan ayrılırlar. Vantilatörden geçirilen fındıklar tekrar serilerek içlerinde bulunan taş, toprak sert ve yabancı cisimlerden ayrılırlar. Kırık, kurtlar tarafından delinen ve karışan diğer fındık çeşitleri içlerinden seçilir. Son aşamada ise, fındıklar çuvala doldurularak ağızları dikilir ve pazara götürmek üzere hazırlanır. Fındıklar çuvallanırken mümkün olduğu kadar sabah ve akşam serinliklerinde bu iş yapılmalıdır Şekil 21. Fındıklar sıcak olarak çuvallanmamalıdır. Harmanda fındığın kurutulması esnasında dikkat edilecek hususlar Bahçelerden toplanan zuruflu fındıkların taşınması sırasında eğer naylon çuval kullanılıyorsa fındıklar naylon çuvallarda fazla bekletilmemelidir. Doğru Yanlış Şekil 21. Fındıklar çuvallara doldurulurken sabah veya akşam serinlikleri seçilmelidir. Zuruflu veya ayıklanmış fındıkların, harmana serilerek kurutulması esnasında yağışlardan korunmak için, plastik örtü kullanılmaktadır. Bu plastik örtüler doğrudan doğruya fındık üzerine serilmemeli, fındıktan en az 30 – 40 cm yükseklikte çardak yapılmak sureti ile kullanılmalıdır. Plastik örtü ile fındık arasında kesinlikle hava akımı olmalıdır Şekil 22. - Fındığını hemen satmayıp ambarda bekletmeyi düşünen üreticilerimiz, fındıklarını rutubetsiz, havadar, temiz depolarda ve jüt veya delikli çuvallarda muhafaza etmelidirler. Şekil 22. Fındığın kurutulması esnasında yağmurdan korunması amacı ile yapılan çardak. - Yaş ve normalden fazla rutubetli fındıklar kesinlikle depoya konmamalıdır Kurutulmuş fındıklarda nem oranı kabuklu %8, iç fındıklarda % olması önerilmektedir. Şekil 23. Büyük bir fındık harmanı FINDIK TARIM TAKVİMİ EYLÜL Fındık filiz güvesi,Mayıs böceği ilaçlaması yapılabilir. Kök ve dip sürgünleri temizlenebilir. Toprak örnekleri alınabilir. EKİM Mayıs böceği ilaçlaması yapılabilir ayın ilk yarısında Budama, kök ve dip sürgünü temizliği yapılabilir. Toprak bellenebilir, Toprak örneği alınabilir. Fidan çukurları açılır ve dikim yapılabilir. KASIM Budama, kök ve dip sürgünü temizliği yapılabilir. Fosforlu ve potaslı gübre verilebilir. Fidan çukurları açılır ve dikim yapılabilir. Kireç verilebilir, toprak bellenebilir. ARALIK Budama, kök ve dip sürgünü temizliği yapılabilir. Fosforlu ve potaslı gübre verilebilir. Kireç verilebilir, çiftlik gübresi verilebilir. Toprak bellenebilir, kozalaklar toplanabilir. Fidan çukurları açılır ve dikim yapılabilir. OCAK Çiftlik gübresi, fosforlu ve potaslı gübre verilebilir. Budama, kök ve dip sürgünü temizliği yapılabilir. Fidan çukurları açılır ve dikim yapılabilir. Kozalaklar toplanabilir. ŞUBAT Çiftlik gübresi verilebilir. Budama, kök ve dip sürgünü temizliği yapılabilir. Fidan çukurları açılır ve dikim yapılabilir. Virgül kabuklu biti kış ilaçlaması yapılabilir. MART Azotlu gübrenin yarısı kullanılır. Budama, kök ve dip sürgünü temizliği yapılabilir. Virgül kabuklu biti kış ilaçlaması yapılabilir. Fındık yaprak deleni ilaçlanır Ayın ilk yarısında Fındık filiz güvesi ilaçlanabilir ayın ilk yarısında NİSAN Filiz budaması yapılır. Filiz güvesi ilaçlanabilir ayın ilk başlarında. Fındık gal sineği ilaçlanır iki kez. Fındık kokarcası ilaçlanır Nisan ayı ortalarında. MAYIS Fındık kurdu ilaçlanır. Fındık kozalak akarı ilaçlanır. Azotlu gübrenin diğer yarısı kullanılır. Kök ve dip sürgünü ikinci temizliği yapılır. Filiz budaması yapılır. HAZİRAN Dalkıran ilaçlanabilir. Amerikan beyaz kelebeğinin mekaniksel ve ilaçlı mücadelesi yapılabilir. TEMMUZ Yaprak örneği alınır Temmuz ayı ikinci yarısında Uç kurutana karşı mekaniksel mücadele yapılabilir. AĞUSTOS Uçkurutana karşı mekaniksel mücadele yapılabilir. Amerikan beyaz kelebeğinin mekaniksel ve ilaçla mücadelesi yapılabilir. Fındık filiz güvesine karşı hasattan sonra ilaçlama yapılabilir. “Fındık Tarım Takvim”inde belirtilen uygulamaların tamamı her yıl yapılmamaktadır. Bu uygulamaların bir kısmı yılda iki kez, bir kısmı yılda bir kez, bir kısmı üç yılda bir kez, bir kısmı 4-5 yılda bir kez ve bir kısmı da ihtiyaç duyulduğunda yapılmaktadır. Bu uygulamalardan ; YILDA İKİ KEZ YAPILANLAR - Azotlu gübrenin kullanılması, - Kök ve dip sürgünü temizliği HER YIL EN AZ BİR KEZ YAPILANLAR; - Fındığın budanması, Fındık kurdu ilaçlaması ÜÇ YILDA BİR YAPILANLAR -Çiftlik gübresi, fosforlu gübre ve potaslı gübre uygulamaları -Toprak ve yaprak örneklerinin alınması 4-5 YILDA BİR YAPILANLAR - Toprağın bellenmesi, kireç uygulaması İHTİYAÇ DUYULDUĞUNDA YAPILANLAR - Fındık filiz güvesi, Mayıs Böceği, fındık kozalak akarı, Virgül kabuklu biti, - Fındık Yaprak Deleni, Fındık Gal Sineği, Dalkıran, Fındık Koşnilleri, Amerikan Beyaz Kelebeği, Uç Kurutan gibi zararlılar ile, Fındık Bakteriyel Yanıklığı ve Dal Kanseri gibi hastalıklarla mücadele. Budama Ekim, kasım, aralık ve ocak aylarında yapılır. Bu zamanlarda ocak ve dal seyreltmesinin yanı sıra kurumuş, kırılmış, yaşlanmış, hastalanmış ve zararlıların etkisinde kalmış ve mahsulden düşmüş dallar dibinden kesilir. Dal içi, yani verim budaması yapılır. Filiz Budaması Nisan ve mayıs aylarında dalların gövdelerinden çıkan taze sürmüş ve sürmekte olan sürgünlerin kesilmesidir. Toprak örneği Bahçelerin en az 5-6 yerinden 0-20 ve 20-40 cm derinliklerden alınır. Yaprak örneği Fındığın toplanmasından önceki 10 –15 gün içinde, 20 dekara kadar olan bahçelerin değişik yerlerinden, 25 ocağın dört yönünden olmak üzere 80-120 arasında yaprak alınır. -Azotlu gübrenin yarısı mart ayında, diğer yarısı mayıs ayı ikinci yarısında veya haziran ayı başında verilir. Fındık Kurdu İlaçlaması Bahçenin değişik yerlerindeki 10 ocakta 3 ve daha fazla kurt olduğunda, bahçede hakim fındık çeşidinin tanelerinin yarıdan fazlası mercimek iriliğine 3-4 mm geldiğinde yapılır. Fındık Filiz Kurdu İlaçlaması Ağustos ayı sonlarında ve eylül ayında 100 yaprakta 15 ve daha fazla araz varsa ilaçlama yapılır. Bu zamanda ilaçlama yapılamamışsa, mart ayı sonunda – nisan ayı başında iyi takip edilmek şartı ile 2. dönem larvalarına karşı ilaçlama yapılabilir. Fındık Gal Sineği Mart ayı sonunda - nisan ayı başında bulaşıklığın %50’ yi geçtiği bahçelerde fındık sürgünlerinin çoğunluğu 2 yapraklı olduğunda ilaçlanır. Fındık Yaprak Deleni Yoğun bahçelerde yapılır. Fındık Kozalak Akarı Sürgünler 4 – 5 yapraklı olduğunda, yaprak koltuklarında yeni yıl tomurcukları toplu iğne başı kadar olduklarında, takriben mayıs ayı ilk yarısında ilaçlanır. Virgül Kabuklu Biti Şubat–mart aylarında tomurcuklar patlamadan önce, kış ilaçlaması olarak yapılır. Larvaların yumurtadan %70–80 oranında çıktığı mayıs ayında da yaz ilaçlaması yapılabilir. Yaz ilaçlaması mecbur kalmadıkça yapılmamalıdır. Dalkıran İlaçlaması 10 ocakta 30 dalda 3 yeni galeri varsa yapılır. Uç Kurutan Mücadelesi Temmuz, ağustos ve eylül aylarında bulaşık sürgünlerin kesilmesi ve yakılması ile yapılır. Amerikan Beyaz Kelebeği Larva paketleri ile bulaşık dalların veya dal parçalarının kesilip imha edilmesi ile veya 2. dönem larvalarının 2-3. dönemlerinde ilaçlanması ile yapılır. Fındıklarda Bakteriyel Yanıklık ve Dal Kanseri gibi hastalıklara karşı başarılı bir ilaçlama programı olmadığından, bu hastalıklara karşı mücadele, hastalıkların bulaştığı dalların ve kök sürgünlerinin sökülüp yakılması şeklinde olmaktadır.
Ayçiçeği ülkemizde ve dünyada yağlık ve çerezlik olarak iki tip olarak yetiştirilir. Ancak bahçelerde süs bitkisi ve kesme çiçek olarak değerlendirilen tipleri de mevcuttur. Çerezlik olarak insanların tüketimi ve kuş yemi olarak değerlendirilir. Yağlık olmayan tipler ise çerezlik olarak adlandırılır ve tohumları çizgili ve iri, yağlık tiplere göre kalın kabuklu olup, kabuğu çabuk ayrılmaya müsaittir. Bu tiplerden iri olmayanlar ise, kuşyemi olarak değerlendirilmektedir. Bunun yanında yağlık tiplerden daha düşük yağ oranına ve test ağırlığına sahiptir. Yağlık ayçiçeği tipleri ise, genelde siyah renkli, ince kabuklu ve linoleik ve oleik yağ asitleri içeren tiplerdir. Yağlık ayçiçeği taneleri % 38-50 arasında yağ ve % 20 oranında protein içerir. Ayçiçeği dünyada ve ülkemizde en önemli yağ bitkilerinden biri olup, ülkemizde çoğunlukla yağlık olarak yetiştirilir. Dünya ayçiçeği üretimi son yıllarda 23 milyon ton civarında olup, Türkiye üretimde ve ekim alanlarında ilk on ülke arasında yer almaktadır. Ülkemizde yağlık ayçiçeği üretimi, genelde Trakya-Marmara Bölgesinde yoğunlaşmış iken, çerezlik üretimi ise, çoğunlukla İç ve Doğu Anadolu Bölgesinde, az miktarda diğer bölgelerde de ekimi yapılmaktadır. Ülkemiz yağlık ayçiçeği ekim alanları son yıllarda iklim koşullarına ve uygulanan fiyat politikalarına bağlı olarak 500-600 bin ha, üretimi de 600-850 bin ton civarında değişmektedir. Ayçiçeği ekim alanları, mekanizasyona en uygun bitki olması ve fazla işgücü gerektirmemesi nedeniyle, değişik yörelerde yıldan yıla artmaktadır. Ayçiçeğinin gen merkezi Kuzey Amerika olup, halen ABD'nin orta kesimlerinde yabani olarak bulunmaktadır. Ayçiçeği ekonomik bir bitki olarak uzun ve değişik bir tarihçeye sahip olmakla birlikte, kesin olarak ilk tarımının yapıldığı yer ve zamanı bilinmemektedir. Yeni dünyada ilk göçlerden önce, Kuzey Amerika Kızılderilileri tarafından boya hammaddesi olarak kullanılmıştır. İspanyol gezginleri tarafından 1850'lerde Kuzey Amerika'dan toplanan ayçiçeği tohumları, ilk önce İspanya'da bahçelerde süs bitkisi olarak yetiştirilmiştir. Ayçiçeğinin bir yağ bitkisi olarak ilk olarak Rusya'da üretilmiş ve ardından tüm Avrupa'ya yayılmıştır. II. Dünya savaşından sonra 1945-50li yıllarda, ayçiçeği ülkemize Bulgaristan'dan ülkemize göç eden vatandaşlarımızın getirdiği tohumlar sayesinde girmiş ve tarımı yapılmaya başlanmıştır. Ancak esas üretim ve ekim alanı artışı, 1980li yılardan sonra hibritlerin ülkemize girmesiyle olmuştur. Dünyada ayçiçeği ıslahçılarının geliştirdiği yüksek yağ içerikli ve tane verimli ayçiçeği çeşitleri, ayçiçeğinde üretim artışına yol açmış ve son 20 yılda geliştirilen hibrit ayçiçeği çeşitleri de, üretimin istenilen düzeye gelmesine neden olmuştur. İKLİM VE TOPRAK İSTEKLERİ Ayçiçeği, yetişme periyodu boyunca 100 - 150 gün 2600 - 2850 °C civarında toplam sıcaklık ister. Derin ve kazık kök sistemine sahip olması nedeniyle, kuraklık, tuzluluk ve yaşlılık gibi problemleri olan topraklardaki üretim performansı diğer bitkilerden daha iyidir. Her türlü toprakta yetişmesine rağmen, iyi drenajlı, nötr PH 6,5 - 7,5'a sahip ve su tutma kapasitesi yüksek toprakları daha fazla sever. Taban suyu yüksek, asitli topraklardan hoşlanmakta olup, tuzluluğa dayanması ortadır. Ayçiçeğinin çimlenmesi için en az toprak sıcaklığı 8-10 °C olmalıdır. Bu nedenle ülkemizde genelde Mart sonu - Mayıs ortası arasında ekimi yapılmaktadır. Ancak Ege, Çukurova ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinde Haziran ayında ikinci ürün ekimleri de mevcuttur. Ayçiçeği soğuğa dayanıklı olup, genelde ilk donlardan 4-6 yapraklı devreye kadar zarar görmez. Ancak ısının -4 °C nin altına düşmesiyle oluşan dondan oldukça fazla etkilenir. Bu nedenle ayçiçeğinin erken ekilmesinde çok fazla bir problem olmayıp, erken ekimlerde tane doldurma periyodu daha serin devreye gelmesi nedeniyle, verim önemli ölçüde artmaktadır. EKİM VE TOHUMLUK İyi bir tohum yatağı hazırladıktan sonra, ayçiçeğinde pnömatik mibzerlerle hava akışlı taneyi tek tek bırakan ekim yapılır. Yapılan araştırmalar sonucunda; sonbaharda soklu pulluk ile sürüm, ilkbaharda kazayağı ve ardından tırmık ile yapılan tohum yatağı hazırlığı en ekonomik toprak işleme yöntemi olarak belirlenmiştir. Yabancı ot ilaçlaması için genelde trifluarin terkipli ilaçlar ile ekim öncesi uygulaması yaygın olup, ancak çıkış öncesi ve sonrası yabancı ot ilaçları da piyasada mevcuttur. Ekim öncesi uygulamadan sonra mutlaka tırmık veya benzeri bir ikinci sınıf toprak işleme aletiyle toprak karıştırılmalı ve ilacın toprağa tam olarak yayılması için, ekim 2 gün sonra yapılmalıdır. Ayrıca yabancı ot mücadelesi için bitkiler 25 - 30 cm. olduğu zaman çapa makinesi ile ara çapası yapılmalı ve sıra üzerindeki yabancı otlar ise, el çapası ile yok edilmelidir. Pıtrak, sarmaşık, hardal, köy göçüren, kaz otu, tarla ayrığı, sirken, papatya, darıcan ayçiçeğinde problem olan önemli yabancı otlardır. Çiftçiler hibrit seçiminde bir çok kriter göz önüne almalıdır. İlk olarak tohumluğun fiyatı ve verim potansiyeli dikkate alınmalıdır. Çeşit seçiminde bölgedeki araştırma enstitülerinin deneme, ilçe ve il tarım müdürlüklerinin yaptığı demonstrasyon sonuçları ve özel şirketlerin yaptığı verim denemesi sonuçları iyi bir fikir verebilir. Ayrıca çeşidin bölgede problem olan hastalıklara olan dayanıklılığı da, seçimde önemli bir faktördür. Genelde çiftçiler tarlaların hasadından sonra, hemen buğday ekimi için toprak hazırlıklarına başladıkları için, geççi ve çok geççi çeşitleri tercih etmemektedirler. Bu nedenle çeşitlerin erkenciliği de önemlidir. Yöreye uygun verimli hibrit tohumluğun seçimi ve tavsiye edilen yöntemlerin kullanılması karlı bir ayçiçeği üretimi için son derece önemlidir. Ekilecek çeşitlerin yüksek kalitede ve yüksek bir çimlenme yüzdesine sahip olması, saf ve hastalıklardan ve yabancı ot tohumlarından ari olması, üretim risklerini azaltır. Hibrit tohumluk, açık döllenen çeşitlere göre, gerek uniform bitkiler elde edilmesi, gerekse verim açısından belirgin bir üstünlük sağlar. Ayçiçeğinde hibrit tohumluklar yüksek verim potansiyeline sahip, aynı günlerde çiçeklenip, olgunlaşır ve aynı kalitede ürün veririler. Özellikle iklim koşullarının ayçiçeği için uygun olduğu yıllarda bu fark belirgin olarak ortaya çıkar. Piyasada değişik firmalara ait bir çok yağlık hibrit ayçiçeği çeşidi bulunmakta olup, seçilecek çeşitte, tablanın biraz eğik olması, yani yere doğru bakması, kuş zararını ve güneşten kaynaklanan tabla yanıklığını azaltır. Bu nedenle, bu tip hibrit çeşitler kuş zararının yoğun olarak hissedildiği yerlerde tercih edilmelidir. Tohum iriliği ve test ağırlığı da verim açısından bir diğer önemli faktördür. Bunun yanında hibrit çeşidin kendine döllenmesinin iyi olması, arı ve böceklerin eksik olduğu ortamlarda verimin yüksek olması için mutlaka gereklidir. Ayrıca tohumu satan şirketlerin teknik destek hizmetlerinin yaygın olması, ekim sonrasında ve yetişme periyodu sırasında ortaya çıkabilecek problemlerin çözümünde kolaylık sağlayacaktır. Bir diğer faktör de, çeşidin sap sağlamlığı ve iyi bir kök sistemine sahip olmasıdır. Çünkü sağlam bir sap, rüzgarlardan aşırı düzeyde etkilenmez. Özellikle yağışlardan sonra esen aşırı rüzgarlar, bitkilerde yatmalara neden olmaktadır. Yurt dışında torbadaki tane sayısı ile satılan hibrit tohumluklar, ülkemizde büyükten küçüğe doğru 1 den 5 kadar 1 en iri, 5 en ince numaralanmış tohum iriliklerinde satılır. Özellikle uygun olmayan iklim ve toprak koşullarında, çimlenme gücünün biraz daha fazla olmasından başka bir avantaja olmayan iri tohumlukların kullanılması, dekara atılacak tohumluk miktarını arttırdığı için ek bir maliyet gerektirir. Bu nedenle orta irilikte tohum seçmek ekonomik açıdan uygundur. Ancak tohum irilikleri açısından firmalar arasında, tam bir uyum da söz konusu değildir. Bunun yanında tüm hibrit tohumlar mildiyöye karşı ilaçlanmıştır. Yapılan araştırmalar, sıra arası 70 cm. ve sıra üzerinin 30-35 cm. olduğu bir ekim sıklığıyla sağlanan bir dekarda 4500-5000 civarında bir bitki adedinin, en yüksek verimi verdiğini ortaya koymuştur. Dekara atılan tohum miktarı, tohum iriliğine bağlı olarak 400 gr/da civarında değişmektedir. Ayçiçeği topraktan fazla miktarda besin maddesi kaldıran bir bitki olup, bu nedenle üst üste ayçiçeği ekiminden kaçınılmalıdır. Bundan dolayı, kurak alanlarda genelde Buğday-Ayçiçeği ekim nöbeti uygulanır. Sulu alanlarda ise, şeker pancarı, yem bitkileri ve mısır ekim nöbetine girebilir. Yine ülkemizde ikinci ürün olarak buğdaydan veya kışlık ekilen diğer ürünlerden sonra ekimi yapılmaktadır. GÜBRELEME Tüm yeşil bitkiler gibi, ayçiçeği de büyüme için en az 16 elemente ihtiyaç duyar. Bunlardan oksijen, hidrojen ve karbon gibi elementleri su ve havadan alır. Azot fosfor ve kükürt herhangi bir iklim bölgesindeki topraklarda eksikliği bulunabilir. Özellikle potasyum, kalsiyum ve magnezyum yüksek yağışlı bölgelerde eksikliği görülebilir. Bunun yanında iz elementlerden demir, manganez, çinko, bakır, molibden, bor ve klor eksikliği fazla olmamakla birlikte bir çok toprakta görülebilir. Optimum verim için ülkemiz koşullarında yapılan araştırmalarda 7-8 kg. saf azot N, aynı miktarda fosfor ve potasyum yeterli olur. Ancak sulu koşullarda bu miktarları arttırmak gerekir. Toprak analizi yapılıp tarlanın besin maddesi içeriği belirtildikten sonra gübre uygulamak son derece önemlidir. Fakir topraklarda ise, bu besin maddesi miktarının % 80-100'ünü uygulamak gerekir. Ancak istenilen gübre miktarını vermek arzulanan verimi almak açısından yeterli değildir. Çünkü toprak nemi, yağış gibi iklim faktörleri verimi etkileyen ve gübre ile mutlaka olması gereken faktörlerdir. Besin maddesince fakir topraklarda verilen gübre verimi % 40-60 arasında arttırabilir. Orta besin maddesi kapsamına sahip topraklarda gübre verime % 10-20 oranında etkiler. Ancak zengin topraklarda gübrenin etkisi bazı durumlarda kendini gösterir. Çünkü yüksek verim için gerekli besin maddesi toprakta mevcuttur. Eğer toprakta yeterli miktarda fosfor varsa, 7-8 kg. saf azotu içeren 15-16 kg. üre % 46 N veya 25-30 kg. Amonyum Nitrat %26 N gübresi serpilerek karıştırılır ve ardından ekim yapılır. Yine sulama yapılacaksa, azotlu gübre miktarının tarladaki mevcut orana göre belli bir miktar arttırılıp ikiye bölünerek, üst gübre olarak çapalamadan önce uygulanması, verimi arttıracak önemli bir uygulamadır. Toprakta yeterli fosfor yoksa, ekimle birlikte mibzerle tohumun 5 cm yanlarına kompoze gübrelerden 20-20-0 dan 25-30 kg/da oranında verilmesi yeterli olur. Ancak gübreleme, gübre deposu olmayan pnömatik mibzerlerde tohum yatağı hazırlama işlemi yapılmadan önce toprağa serpilmesi ve ardından tarlanın işlenip karıştırılması şeklinde de yapılabilir. Genelde Türkiye toprakları potasyumca zengin olması nedeniyle, bu besin maddesine içeren gübre tavsiye edilmez. Eğer toprakta yeterli potasyum yoksa ve toprak tahlil sonucu bu besin maddesinin eksikliği belirtiliyorsa ayçiçeği topraktan fazla miktarda potasyum kaldırdığından, topraktaki mevcut miktara da bağlı olarak, 50 kg/da oranında 15-15-15 gübresi uygulamak gerekir. Kompoze gübrelerin üzerindeki üç rakam sırasıyla N-P-K yani Azot - Fosfor - Potasyum besin maddelerinin içerdiği yüzde oranlarını göstermektedir. Çiftçiler için önemli olan, tarlaya atılan gübrelerin saf madde olarak miktarlarıdır. Bu nedenle gübre alırken içerdiği saf maddenin fiyatına göre karşılaştırma yaparak, kg saf besin maddesi ucuz olan gübre tercih edilmelidir. Çiçeklenme Sonu ->> SULAMA Ayçiçeği bitkisinin su ihtiyacı, yetişme periyodu boyunca yaklaşık 700-800 mm. civarındadır. Bu nedenle yüksek ve arzulanan verimi alabilmek için yağışın az olduğu yıllarda aradaki farkın, sulamaya uygun yerlerde, mutlaka sulama suyuyla verilmesi gerekir. Toprakta bitkilerin su ihtiyaçları toprak tansiyonemetresiyle ölçülür. Ayçiçeğinde en hassas devre, çiçeklenme öncesi tablaların oluşmaya başladığı devre ile süt olum devresi arasıdır. Bu devrede oluşan, suya olan stres, verimde geri gelmeyecek kayıplar ortaya çıkarır. Özellikle ayçiçeği bitkisinin suya duyduğu ihtiyaç, çiçeklenme zamanında en üst seviyeye çıkar. Bundan dolayı bu devrelerde yağış yoksa, yüksek verim için ayçiçeği mutlaka sulanmalıdır. Çiçeklenme devresi ->> Eğer sulama yapılacaksa, bitkiler 45-50 cm. boyunda bir sulama, tabla teşekkül ettiği devrede süt ve olum devresinde yapılacak olan birer sulama ile toplam üç defa su verilmesi verimi % 100 oranında arttırır. Eğer iki sulama yapılacaksa, biri çiçeklenme öncesinde, diğeri de çiçeklenme sonrasında yapılmalıdır. Eğer tek sulama yapılacaksa yağışa da bağlı olarak çiçeklenme başladığında yapılmalıdır. Özellikle sulanan alanlarda dekara atılan bitki sayısını ve verilecek gübre miktarını bir miktarı arttırmak verim artışı için gerekli diğer faktörlerdir. > Ancak özellikle sulu alanlarda ortaya çıkan Sclerotinia kök ve sap çürüklüğüne karşı dayanıklı çeşit olmayıp, hastalığı yüksek etkin biçimde kontrol eden ilaçlı mücadelesi de yoktur. Ülkemizde ekonomik zarar eşiğini aşan ayçiçeği zararlıları şu an için mevcut değildir. > HASAT VE DEPOLAMA Normal olarak ülkemizde, eğer iklim koşulları uygun olursa, kurak şartlarda normal verimli bir toprakta 250-300 kg/da civarında bir tane verimi alınabilir. Sulu şartlarda ise, toprak verimliliğine ve sulama sayısına bağlı olarak tane verimi, 350-500 kg/da arasında değişir. Ayçiçeği tablasının arkası ve tabla kenarındaki brakte yapraklarının % 50'si kahverengi renge dönüştüğünde, bitkiler hemen hemen çiçeklenmeden 1 1,5 ay sonra tane nemi % 35'e ulaştığı zaman fizyolojik olgunluğa erişmiş olur. Ancak hasadın yapılabilmesi için tablanın, gövdenin ve yaprakların tamamen kahverengi renge dönüşmüş olması ve tanedeki nem oranının % 9-10'a düşmesi gereklidir. Çünkü ayçiçeği yağlı tohuma sahip olduğu için yüksek nemde depolandığında, taneler kısa zamanda kızışır ve bozulur. Bu nedenle hasatta tane neminin % 10'un altında olması son derece önemlidir. Fizyolojik Olgunluk Dönemi ->> Buğday hasadında kullanılan biçerdöverler tabla değişiklikleriyle ayçiçeği hasadına uygun hale getirilebilir. Birinci aşamada tablayı sıra hasadına uygun hale getirmek gerekir. Bu ekipmanlar sadece tablayı hasat edip, sapını bırakacak şekilde ayarlanır. % 3 civarında hasat kaybı normal sayılır. Eğer gereğinden fazla hızlı giden biçerdöverler, hasat sırasında tane kaybına % 15-20 civarında bir kayba sebep olabilir. Zamanında yapılmayan hasat özellikle bazı çeşitlerde tane dökmeye sebep olacağından, ayçiçeği hasadı fazla geciktirilmemelidir. Ülkemizde Nisan başı, Mayıs ortasında ekilen ayçiçeği genelde Ağustos sonu ve Eylül ayında hasat edilir. Ortalama olarak 120-130 günlük bir yetişme periyodu ister. Bu periyodun uzunluğu yaz dönemindeki sıcaklığa, yağışı ve nem oranına ve toprak besin maddesi kapsamına bağlıdır. Uygun bir depolama için tane nemi 10 altında ve taneleri temiz olmalıdır. % 8'in altında ve tane neminde depolanan tohumlarda hastalık ve zararlı faaliyeti devam edememekte, tane zararlılarının çoğalması ve zararı önlenmektedir. Hasat sonrası % 11-12 civarında depolanan taneler ise sık sık havalandırılmalı, taneler serin tutulmalı, kızışma önlenmelidir. Fazla miktarda tane çiçekleri ve yaprak ve sap kırıntıları içinde bulundurulan ambarlar yağ kalitesini düşürmektedir.
Sorgum bitkisi yaklaşık 5 bin yıldan bu yana tarımı yapılan bitkidir. Anavatanı Afrika olan sorgumlar , buradan tüm dünyaya yayılmıştır. Etiyopya ve Doğu Afrika sorgum çeşidi yönünden çok zengin olduğu için kültür sorgumlarının kökeni olarak kabul edilmektedir. Bu yazımızda sizlere yem bitkisi olarak kullanılan sorgum bitkisini anlatmaya çalıştık . . . İyi Okumalar . . . Yetiştirme Koşullarına Göre Sorgumlar Yetiştirme amaçlarına göre sorgumlar 4 ana başlıkta toplanmamıştır; Tane Sorgumları Tohum üretimi , bazı çeşitleri ise ot ve silo üretimi için yetiştirilmektedir. Genellikle bir defa biçilen , sapları kalın ve lezzetsiz çeşitlerdir. Sorgum taneleri insan gıdası olarak önemi yanında, hayvan beslenmesinde kullanılmaktadır. Tane üretimi sonucu ortaya çıkan sap, yakacak veya hayvan yemi olarak değerlendirilir. Şeker Sorgumları Gövdelerinde tatlı özsuyu bulunmaktadır. Kuru veya yeşil ot , silo yemi üretimi için uygundur. Yeşil aksam çok lezzetlidir. Gövdelerinin sıkılması ile elde edilen özsuyundan şeker veya şurup elde edilmektedir. Taneleri acı ve lezzetsizdir. Yem Sorgumları Uzun boylu bol kardeşlenen ve fazla yapraklı , yem üretimi için yetiştirilmektedir. Yem sorgumların ot verimi fazla , tohum verimi düşüktür. Sapların içerisinde fermente olabilir şeker oranı oldukça yüksektir. Süpürge Sorgumları Süpürge üretimi için yetiştirilen bu sorgumlardır. Sorgum Bitki Özellikleri Kök Kuvvetli kök sistemine sahiptir. Toprak üstü boğumlarından destek kökler çıkabilir. Sap Toprak üstü aksamı mısırı andıran sorgumlarda, sap kalınlığı bazen 4-5 cm’ye çıkabilmektedir. Bitki boyu tane üretimi için çeşitlerde 100 cm’ye kadar azalırken, bazı melez çeşitler 4-6 metreye ulaşabilir. Çiçek Çiçek durumu salkımdır. Tohum Tohumların 1000 tane ağırlığı çeşitlere göre 5-10 g arasında değişmektedir. Sorgum Toprak ve İklim İstekleri Toprak İsteği Orta derecede iyi drenajlı, killi-tınlı topraklarda iyi yetişmektedir. En uygun pH 6-6,5 dır. Asitli topraklara dayanıklıdır. Tuzlu topraklara orta derece dayanaklıdır. Yıllık yağışın 400-600 mm olduğu alanlar da yetişebilse de sulanan alanlarda yüksek verim verirler. İklim İsteği Optimum gelişim için ortalam sıcaklık 25-30 °C derece olması gereklidir. Minimum gelişim sıcaklığı 15 °C dir. Sorgum Tarımı Ekim Tohumları küçük ve çimlenmesi yavaş olduğu için , ekim yatağı yabancı otlardan temizlenmelidir. Ekim , toprak sıcaklığı 10 °C yi geçtiği zamanlarda yapılabilir. Sulanabilen veya düzenli yağış olan bölgelerde en uygun sıra arası 40-60 cm dir. Normal ekim oranı 2-3 kg/da dır. Gübreleme Azot ihtiyaçları çok fazladır. Fosfor çok önemli değildir. Sadece fosforca fakir topraklarda 5-10 kg/da P205 verilmelidir. Ekim ile birlikte 5-6 kg/da N , bitkiler 30-40 cm boylandığında aynı miktarda N uygulanmalıdır. Ayrıca er biçimden sonra 4 kg/da N amonyum nitrat halinde verilmelidir. Bakımı Yabancı ot kontrolü önemlidir. Çıkıştan ilk 4 hafta fideler yavaş geliştiği için 1-3 kez çapa yapılmalıdır. Sulama Sulama , verimi büyük ölçüde artırmaktadır. Ayrıca bitki dokusunda HNC oluşumu azalttığı için sulama önemlidir. İlk biçim de 1-4 kez ve her biçimden sonra 2 kez sulama yapılaması önerilmektedir. Sorgum Üretimi ve Kullanımı Ot Üretimi Sorgum Bitkisi Büyükbaş hayvancılığında yeşil yem ihtiyacının büyük bir bölümü sorgumlardan sağlanmaktadır. Kuzu besiciliğinde de ek tane yemlerle sorgum otu kullanılmaktadır. Ot üretimi için salkımların görülmeye başladığı dönemde biçim yapılır. Biçimlerde en az 10-15 cm anız bırakılmasına dikkat edilmelidir. Aksi takdirde sonraki biçim gecikeceği gibi verimde azalmaktadır. Sorgum otu yeşil olarak yedirildiği gibi kurutularak ta saklanabilir. Ama yeşil ot veya silo olarak değerlendirilmesi daha iyidir. Silo Yem Üretimi Silolamak için çok uygundur. Süt olum döneminde silaj için biçilmelidir. En önemli faktör içersindeki tane oranıdır. Tane oranı en az %25 olmalıdır. Mera Bitkisi Olarak Kullanımı Bazen otlatmak amacı ile de kullanılır. Bitkiler 70-100 cm boylandığı zaman , hayvanlar sorgum tarlasına bırakılır. Otlanma sırasın bitki çiğnenmesi olduğu için yem kaybı olmaktadır. Tohum Üretimi Tohum üretimi için farklı bir yetiştirme tekniği uygulanmaz. Ot üretimine benzer şekilde ekilen knozsorgumlardan tohum ürünü alınmaktadır. Tohum verimi kıyı alanlarda 100-300 kg/da , iç bölgelerde 50-150 kg/da arasında olmaktadır. Tane sorgumlarda tohum verimi daha yüksektir. Ana ürün olarak yetiştirilen sorgumlarda tane verimi 750-900 kg/da olmaktadır. 2. ürün olarak üretilen sorgumlarda ise tane verimi 400- 800 kg/da arası değişmektedir. Sorgum Hastalık ve Zararlıları Hastalıklar Anraktoz, yaprak yanıklığı, külleme, rastık , fide yanıklığı en önemlileridir. Bu hastalıklar ile mücadele çoğunlukla kültürel olmaktadır. Hastalıksız tohum kullanımı , bitki artıklarının temizlenmesi , ekim nöbeti mücadeleler arasındadır. Zararlılar Darı sineği, mısır koçankurdu, darı kurdu, yaprak biti , yeşil kurt ve kırmızı örümcek önemli zararlılarıdır. Bu zararlılarla ilaçlama ile mücadele yapılmaktadır. Sorgum tarımının en büyük zararlısı kuşlardır. Kuş zararını önlemek için ses çıkartan aletler, tabancalar, kuşların sevmedi bazı kokular kullanılabilir. Üçgül Yetiştiriciliği Post Views 430
000000 Doğal tatlandırıcı olarak tanımlanan ve menşei Paraguay olan Stevia otu Türkiye’de ve Avrupa’da şeker otu olarak adlandırılıyor. Bunun sebeb.. Doğal tatlandırıcı olarak tanımlanan ve menşei Paraguay olan Stevia otu Türkiye’de ve Avrupa’da şeker otu olarak adlandırılıyor. Bunun sebebiyse bilimsel araştırmalar sonucunda şekere oranla %400 oranında fazla bir tatlılık hissi vermesidir. İçeriğinde yer alan birçok maddeye karşılık bu doğal bitkinin içinde şeker bulunmuyor. Bu bir anlamda mucizevi bir şekilde şeker hastalığının tedavisinde kullanılabilmesini sağlıyor. Fakat ilaç üretimi içinde asrın bitkisi adı verilmiş olan şeker otu diyabet hastaları için tam manasıyla önerilen bir bitki değil. Son yıllarda yatırım oranı artan ve tarımla uğraşanların sık yetiştirmeye başladığı otun Türkiye üretiminin de yaygınlaşmaya başladığını belirtelim. Tatlandırıcı bitki olarak geçen ve ilaç kullanımının dışında tüketilebilmesiyle insan sağlığına faydalı olan Stevia otu için uzmanların önerileri sürekli artıyor. Stevia Otu Türkiye’de Bulunur Mu? Aslında asıl çıkış noktası Paraguay olduğundan ülkemizde çok fazla bulunamayabiliyordu. Ancak geçtiğimiz yıllarda Türkiye’de yetiştirilmesi için adımlar atıldı ve iklim şartlarından ötürü biraz temkinli yaklaşıldı. Şu sıralar Rize’de ekimi yapılan, yetiştirilmesi için uygun şartların sağlandığı bir bitki olduğunu belirtmek istiyoruz. Bunun yanı sıra Antalya ve Gaziantep Stevia otu yetiştiriciliği için en büyük üretim hacimlerine ulaşmıştır. Her zaman güneş ışığı almaması gereken bir bitki olduğu için yetiştirilmesi biraz daha meşakkatlidir. Bu sebeple Türkiye’de kendi imkânlarıyla Stevia otu tohumu satın alarak yetiştirmek isteyenlerin ilk üç gün karanlık bir ortamda tutması gerekir. Can suyunu verdiğiniz bitkinin yalnızca Mayıs ile Ağustos aylarında yetiştirilebildiğini hatırlatalım. Can suyunu verdikten sonra güneşi kısmen ara ara alan bir yerde tutmanız yerinde olacaktır. Stevia Otunun Kullanımı Şeker otu olarak bilinen Stevia otu aslında şeker rahatsızlığının tedavisinde kullanılabilen tıbbi bir ürün olarak görülmektedir. Doğal ürün olmasından ötürü şeker yerine kullanılabilecek çok az miktardaki otun faydalarıyla cezbeden bir yapıya sahip olduğunu söylemeliyiz. Peki Stevia otu nasıl tüketilir sorusunu mu merak ediyorsunuz? O halde size kullanım teknikleri hakkında bazı bilgileri sıralayalım. Stevia Otunun Yapraklarını Kullanmak Stevia otu üzerinde yaprakları olan bir bitkidir. Fide şeklindedir ve bu yapraklar asıl kullanılan bölümleridir. Yaprakları doğrudan kopararak yemek Paraguay ve Amerika’nın diğer ülkelerinde yaygındır. Fakat Türkiye’de daha çok farklı kullanım çeşitleri söz konusu olmaktadır. Stevia Otunun Yapraklarını Kurutmak Stevia otunun yapraklarının kurutulmasıyla beraber daha kolay bir kullanım söz konusu olmaktadır. Besinlerin içerisine eklenebilir ve bazı tatlandırılmak istenilen gıdalarda tercih edilebilir. Stevia Otu Çayı Stevia otu çayını demlemek için öncelikle ikincil kullanım şeklini uygulamanız gerekir. Yaprakların tamamıyla kurutulması ve kurutulan yaprakların havan ya da benzeri bir alet yardımıyla dövülerek parçalanması gerekir. Böylece çay filizi gibi un ufak edilmiş yaprak tanelerini demleyebilirsiniz. Klasik bir çay demler gibi demledikten sonra tatlı bir çay deneyimi sizi bekliyor olacak. Stevia Otunu Kimler İçin Zararlıdır? Stevia otu yüksek oranda bir tatlılığa sahiptir. Bilhassa bildiğimiz ve kullandığımız şekerlerle kıyaslandığında %400 oranında fazla bir orandan bahsedebiliyoruz. Dolayısıyla diyabet hastalarında ani şeker yükselmeleriyle istenmeyen sağlık problemleri doğurabilmektedir. Şeker Hastaları Diyabet olarak adlandırılan şeker hastaları, aynı zamanda açlık kan şekeri ve diğer kan değerlerinin düşük veya gereğinden yüksek olduğu hastalarda kullanılması uygun görülmemektedir. Kısırlık Tamamıyla bilimsel bir bulgu olmamakla beraber bireysel araştırmalar yürüten bazı uzmanların Stevia otunun erkekler için kısırlığa yol açabileceği konusunda iddiaları vardır. Sağlık kuruluşları ve örgütleri bu iddiayı henüz kabul etmiş değildir. Stevia Otunun Faydaları Damar, kan ve vücudumuzda enzimlere ihtiyaç duyan tüm organlar için şekerden çok daha yararlıdır. Şeker doğrudan kana karışarak vücuda nüfus edebilen bir tatlandırıcı türüdür. Stevia otunun faydaları arasında ise enzimleri arasında şeker olmamasına karşılık fazlasıyla tatlı olması ilk sırada yer alır. Dolayısıyla diyabet hastalığına karşın bir önlem olarak görülebilir. Hiper Tansiyon Hiper tansiyon hastaları için kullanılabilecek bitkisel çözümler arasında yer almaktadır. Tansiyon hastalarının doktor kontrolünde olmak şartıyla doğal reçeteleri arasında yer alır. Diyabet Diyabet hastalarının ilaçları ve tatlandırıcı üretimi için kullanılan ana etken maddeler arasında yer alır. Psikolojik Sinir sistemini rahatlatan etkisiyle depresif durumlardan kurtulmanızı sağlar. Buna ek olarak psikolojinize etki eden kötü durumları ortadan kaldırır. Cilt Sağlığı Cildinizde oluşan çatlaklar, kırışıklıklar, çizgiler ve yaşlılık belirtileri Stevia otunun düzenli kullanımıyla ortadan kalkabilir. Sindirim ve Boşaltım Sistemi Hem midenizi hem de bağırsaklarınızı koruyan ve asit dengesini düzenleyerek zararlı seviyelerin altına indiren bir yapısı bulunuyor. Sigarayı Bırakmak İçin Kullanılabilir Nikotin içeriğinden ötürü sigara içenlerde nikotin ihtiyacını karşılayabilir. Böylelikle sigarayı bırakırken ekstradan bir kullanım yapmanıza, ilaçlar ya da abur cubur tüketmenize gerek kalmaz. Dolayısıyla kilo almadan bunu başarabilirsiniz.
şeker otu yetiştiriciliği iklim istekleri